Creme de la Creme

Şimdi efendim, AKP’nin şeyi Hayati Yazıcı, İnce hakkında “olumsuzluk üzerine siyaset tarzı olabilir mi” demiş. Hemen akabinde “CHP’nin geçmişinde de bu tür söylemleri var” buyurmuş. Sahneye çıktıkları ilk günden beri sadece CHP’nin ne kadar “olumsuz” olduğunu söyleyip durarak siyaset yapan çetenin şeysi demiş bunları ve eklemiş, “şık bulmuyorum”. Ben tam da bu “şık bulmama” lafını

İki Kurşun

24 Haziran sandık sonuçları hakkında daha net konuşamıyor olmamın esas sebebi kamuoyu araştırmalarının güvenilmezliği, Erdoğan’ın şapkasında nasıl bir tavşan olduğu ve saire değil. Esas sebep, aynı anda iki ayrı sandıkta oy kullanılacak olması… Şöyle söyleyeyim: 24 Haziranda eğer —diğer her şey aynı kalmak kaydıyla, yani mevcut aktörlerin mevcut performansları sergilemesi halinde— sadece parlamento seçimi yapılsaydı,

Taşlar Döşendi Ama…

Beni bilen bilir, başkanlık laflarının dolaşıma girdiği 2011-12’lerden itibaren, “Erdoğan’ın gücü başkanlık sistemini getirmeye yeter ama başkanlığı almaya yetmez” deyip duruyorum. Tarihi tecrübeyle sabit ki, taşları birisi kendisi için döşüyorsa, üstünden başkası geçer. Çok metafizik bir tespit gibi mi görünüyor? Öyle görünebilir ama değil. Ornstein ve Sobel, The Healing Brain’in girişinde derler ki mealen, “beynin

Özdil, Nesin, Nişanyan ve Biz

Yılmaz Özdil, HDP Ankara 3. Bölge adayı Veli Saçılık hakkında son derece olumlu bir yazı yazdı, herhalde haberiniz olmuştur. Ali Nesin bahse konu olan yazıdan ilhamla “beni CHP’li, Yılmaz Özdil’i HDP’li yapan bu düzene hayır!” diye “haykırmış”. Daha önce Nişanyan da “İnce düzgün şeyler söylüyor, akıllı birine benziyor. Gerçi politikacının işlevi halk ne duymak istiyorsa

Yukarıda Havalar Sert

Bir gün bir Bölüm Başkanı hanımefendiyle sohbet ediyorken, “ben Rektör olmak istiyorum” dedi. Bölümüne öğretim görevlisi olarak atanmasını istemediği biri, Rektörün baskısıyla atanmıştı. Aslında baskı, daha önce, kudretli bir Belediye Başkanından gelmişti. Bahse konu olan şahıs, Belediye Başkanının komşusunun oğluydu. Psikolojik sıkıntıları vardı. Ailesi “Üniversitede emniyette olur” diye düşünmüştü besbelli. Bölüm Başkanı hanım, normal şartlarda

İnce’nin Alçı İle İmtihanı

Medya ile siyaset arasında asimetrik bir ilişki var. Baştan beri vardı ve zaten de olması gerekiyor —neticede medyayı siyaseti denetleme gücü olarak gördüğümüze göre… Ancak medya teknolojisi, 1970’lerde Batıda, 1980’lerde ise Türkiye’de ve Türkiye gibi periferide yer alan ülkelerde çok ciddi bir atılım yaparken, siyasetin teknolojisi değişmedi. O dönemde yazıp çizdiğim yerlerde, teknolojik makasın açılmasının

Beş Yıl Sonra

Eskişehirspor yıllar önce Süperlig’e çıktığında, şehirde on binlerce kişi, gece boyunca coşkuyla gösteri yaptı. Bu olağandışı hal, Büyükşehir Belediyesinin bürokratlarına ilave iş çıkardı –onlar da bu işten hoşlanmadılar. Geleneksel Aydınlanmacı jargonla, futbol, afyon ve saire muhabbeti başladı. Canım sıkıldı ve “siz on bin kişiyi sokağa çıkartabilir misiniz” diye sordum. Birbirlerine baktılar ve… Sükût. “Eğer sizin

27 Mayıs

Bugün 27 Mayıs. Ben akran olanlar için bugün de bayramlardan bir bayramdı. Okullarda coşkuyla (!) kutlanan bir bayram. Artık bayram değil. Hatta bir nevi yas günü bile sayılabilir. Ama orası da bir tuhaf. Neredeyse herkes 27 Mayıs’tan itinayla uzak duruyor. Hatta 27 Mayıs’ın sembol isimlerinden Türkeş’in kurduğu parti ile ondan ayrılıp “Türkeş ‘aslında’ bizimdir” diyenler

Aptallığın Haritası

Dolar yükseliyor —yükselmesi başlı başına bir dert de olmayabilir de, sabah dediğim gibi vura kıra yükseliyor. Konuştuğum kişilerin çoğunun ağzında ve sosyal medyada benzer laflar: Memleket yanıyor, yanıyor da ne oluyor, Erdoğan’ın yandaşları sanki hiçbir şey olmamış gibi… Deliller var mı? Var. Erdoğan filanca yerde konuşuyor ve dinleyenlerde “öl de ölelim” çığırtkanlığı. Yandaş kanallar doların

Dua Edelim

Bildiğiniz gibi dün öğleye doğru, TL fena halde çöktü. Erdoğan çetesi, her vakit olduğu gibi, reislerini hedef alan hayali şeytanlardan söz ettiler. Sonra Merkez Bankası faizi artırdı ve… Lira gün boyunca olağanüstü bir hızla kaybettiklerinden daha çoğunu bir saat içinde telafi etti. Sadece bir saat içinde… Kaybı, herhangi bir “normal” piyasada dudak uçuklatacak kadar hızlıydı,