Scientific American’da John Horgan, koronavirüs üzerinden sağcı postmodernizmi hedef tahtasına yerleştirmiş. Bu vesileyle, Kuhn’la bir vakitler MIT’de yaptığı bir söyleşiyi hatırlatıyor. Bazı şüpheciler, mesela HIV’nin AIDS’e yol açıp açmadığını sorguluyorlarmış. Beyim demiş ki Kuhn’a, “haklı da olabilirler haksız da, ama haklılarsa da, haksızlar da, bunun sosyal/kültürel/dilsel bağlamla bir alakası olamaz.” Kuhn başını sallayıp, Horgan’a pek
Geçen gün dediğimi bir de başka türlü söyleyeyim. Başımıza kötü bir şey geldiğinde, onun kötücül bir öznenin marifeti olması gerekmez. Yani kötülüğün varlığı, kötü bir öznenin varlığını gerektirmez. Başımız dertte, eyvallah. Ama orada bir yerlerde, kapitalizm, küreselleşme, üst akıl ve sair bir veya birkaç özne “ulan şunların başını bir derde sokayım” demiş de başımıza gelenler
On yıl kadar önce bir roman yazmaya teşebbüs ettiydim. Fonda Maya takviminin sonu safsatası, onun önünde bir virüs salgını… Salgının üzerine, virüsün bir biyolojik silah olduğuna dair bol miktarda komplo teorisi sosu… Esas derdim, gerçeklik hakkındaki bilgimizin gerçekliği nasıl inşa ettiği ve… Daha mühimi, o bilgi en yalın gerçekliğe, yani doğrudan kendi hayatlarımıza çarptığında, mevcut
Aşırı, yersiz ve biçimsiz kullanıldığından, bugün başörtülü kadınlar mevzuunun kabak tadı verdiğinin farkındayım. Ama yirmi yıl önce —yirmi yıl öncesine kadar uzun süre— gerçek bir problemdi o. Memleketin biricik problemi değildi, hatta en can yakıcı mevzuu olmamış da olabilir. Ama onun serencamı üzerinden birçok derdimizi deşifre etmek hâlâ mümkün. Birileri genç kızlara, “hem başınız örtülü
Geçen gün söz ettim, Netflix’te Pandemic diye bir belgesel var. İlk bölümde Syra Madad adlı bir kadınla tanışıyoruz. New York hastanelerini salgınlara karşı hazırlamakla yükümlü bir bilim insanı. İleride kadının inançlı bir Müslüman olduğunu öğreneceğiz. Pusulalı seccadesinin üzerinde namaz kılarken filan göreceğiz. Hemen sonra, Oklahoma’nın Waurika adlı küçük bir kasabasındaki bir hastanenin tek doktoru olan
Esasen memlekette, bir memleket için lazım olan her şey var. Biraz dozda bir sıkıntı var, bazı şeyler lezzetli bir yemek için gerekenden çok, başkaları lüzumundan biraz az. Ama galiba esas mesele bundan kaynaklanmıyor. Şeyler yerlerinde değil. Soytarı kadrosundan karnını doyurması gerekenler mesela, bilim insanı statüsüyle ekranlarda, kürsülerde sahne alıyorlar. Memleketin en komik ikilisi yarışması yapılsa,
Tütün tüketimi zararlı değil mi? Petrol endüstrisi çevreyi tahrip etmiyor mu? Çernobil’de gerçek bir felaket vuku bulmadı mı? Öyle, herkesin kendisine göre hakikatlerden söz etmeyi nasıl sürdürebilirim? Birincisi, tütün tüketimi zararlıdır herhalde, başlamayanların başlamaması için yapılabilecek şeyler yapılsın. Petrol endüstrisinin yaşadığımız çevre problemlerinde ciddi oranda hissesi de vardır. Çernobil’de de gerçek bir felaket vuku buldu.
Başlamadan… Herkese mutlu bayramlar. Ve yine başlamadan… Dün hakikat deyip durdum, bugün de öyle diyeceğim. Ama hakikat (truth) ile gerçeklik (reality) arasında anlamlı bir fark var ve sözünü ediyor olduğumuz şeyin gerçeklik olduğunu düşünüyorum. Nedense hakikat tercih edildi, içime sinmese de ben de uyuyorum. Ben dünkü yazıyı yazıp yolladıktan hemen sonra Karar’da Yıldıray Oğur, Çernobil’den
İmamoğlu’na manasız taarruzlar gerçekleştirildi ve yine post-truth analizleri patladı. T24’te Emre Tansu Keten’in, Lee McIntyre’nin kitabına gönderme yaptığı yazısı, yaygın “ne günlere kaldık, ah nerede eski güzel hakikat günleri” modelinden biraz farklılık gösteriyor gibi görünüyor. Biraz… Daha önce dedim, tekrarlamak gerekiyor: Hakikat sonrası yeni bir hal değil —Osmanlı’nın Kayı kökenleri, Edebali’nin Osman’a nasihati filan gibi
Kişisel bilgiişlem endüstrisi için en cazip hedef kitlelerden biri, ta en başından beri, çocuklardı. Grafik arayüzler ve fare gibi cihazlar piyasaya sürüldüğünde de çocuklara yönelik uygulamalar geliştirildi. Ancak ikna edilmesi gereken kesim çocuklar değil, ebeveynleriydi —parayı onlar ödeyecekleri için. Dolayısıyla, birçok başka şeyin yanı sıra, bilgisayarda çizim yapmayı sağlayan programlar da geliştirildi. Basit bir fare