Etiket: Trump

Amerikan İç Savaşı: Trump Müesses ABD’ye Karşı

Büyük resim görücüler demişti, ABD’nin istediği olur. Eh elinde dünyanın dört bir yanında meşum operasyonları müthiş bir performansla planlayıp gerçekleştiren bir CIA varsa, dünyanın her ülkesinin başına istediğini getirip yerleştirebiliyorsan, bugünleri ta kırk yıl önceden planlamışsan, şimdi de yüz yıl sonrasını planlıyorsan… Kim tutar seni, öyle değil mi! Öyle bir ABD, öyle bir CIA yok.

CHP Yok, Başka Arzunuz?

Mümkünse önce şuraya bir bakın, sonra orada bırakıldığı yerden devam edelim. Evet, ortada üç lider var, üçünün profili birbirinden çok farklı. Trump’ın twitter hesabı, bildiğiniz gibi, ta başından beri ishaldi. Erişilmez dehasından âlemi faydalandırmak için kendini paralıyor adamcağız. Bizimkinin twitter’la filan pek işi yok gibi görünüyor –daha gelenekçi. Karşısında kameralar, hemen dibinde el pençe birileri

Kök

Gazete Duvar’daki tercümesine göre, Muhammed Ayyaş demiş ki, “İran İslam Cumhuriyeti, uzaydan gelmiş bir devlet değildir, kökleri yeryüzünün diğer ucundan çıkacak kadar eskidir. Ancak ABD’nin köklerine gelince, milyonlarca Kızılderili’yi nasıl katlettiği ve kolonyal işgalin yeryüzünün gördüğü en iğrenç biçimiyle kafataslarının üzerinde yükseldiği bilinmektedir.” Haklı mı? Haklı. İran ile ABD arasında bir taraf olma filan derdim

Elleşmeyin, Dağınık Kalsın

İrfan Özet’in Fatih Başakşehir’inde de görülüyor, Fatih’i Romanlardan arındırmak amacıyla gerçekleştirilen Sulukule’yi nezihleştirme projesi, Romanların kendilerine verilen uzaklardaki evleri satıp Fatih’e dönmeleriyle neticelendi. Ama artık Sulukule yoktu, nerdeyse bütün Fatih’e yayıldılar. Sulukule’de yaratılan rantı yiyenler yedi, Sulukule’nin manzarasından rahatsız olup göz zevki sebebiyle projeyi destekleyen Fatihliler Romanlarla kucak kucağa yaşama durumunda kaldı. Netflix belgeseli The

Dünya Nereye Gidiyor?

ABD’de Trump, Britanya’da Johnson. Dünya nereye gidiyor? Hep birlikte nereye gidiyoruz? Yeni bir Hitler-Mussolini dönemi mi? Korkmalı mıyız? Endişelenmeli miyiz? Telaşlanmalı mıyız? Kendi hesabıma Trump’ı değil, Trump’a oy verip Beyaz Saray’a taşıyanları önemsiyor olduğumu biliyorsunuz. Johnson vakasında benzer bir durum da yok —onu Britanyalılar değil, çoğu benden bile yaşlı Muhafazakâr Parti delegeleri seçti, musallat etti

Karanlık Odadaki Kara Kedi

Bloomberg’in iddiasına göre, yardımcıları Türkiye’ye yaptırımlar konusunda üç ayrı paket hazırlamışlar ve Trump da bunlardan birini seçecekmiş. Türkiye’de hemen herkesin “ABD yaptırımları” ifadesini işitince muhtemel yaptırımların muhtevasına hassas olduğunu tahmin ediyorum ve bu da anlaşılmaz bir hal değil. Ancak Bloomberg’in iddiasında başka bir şey daha var ve söylemeye çalışageldiğim şeyleri söylemek için çok elverişli. Diyelim

Taze Hikâye

İmamoğlu’na manasız taarruzlar gerçekleştirildi ve yine post-truth analizleri patladı. T24’te Emre Tansu Keten’in, Lee McIntyre’nin kitabına gönderme yaptığı yazısı, yaygın “ne günlere kaldık, ah nerede eski güzel hakikat günleri” modelinden biraz farklılık gösteriyor gibi görünüyor. Biraz… Daha önce dedim, tekrarlamak gerekiyor: Hakikat sonrası yeni bir hal değil —Osmanlı’nın Kayı kökenleri, Edebali’nin Osman’a nasihati filan gibi

Karine

Dünyanın geleceği hakkında iyimser olduğumu defalarca söylemiştim. Dün de, mealen, “Trumpların filan güç kazanmasına itibar etmeyin, geçecek bunlar” diyerek, kendimi tekrar etmiş oldum. İyi de karinem ne? Önce şu hususta mutabık kalmamız gerekiyor: Trump görünür bir şey. Trump’ın seçim kazanması da öyle. Ama benzer kolaylıkla görünmeyen çok şey var. Bir misal verecek olursak, kıtalar kolayca

Meselemiz Narsisizm mi?

Ümit Kıvanç P24’te Barbel Wardetzki’nin kitabından yola çıkarak üç yazı kaleme aldı (bağlantı sonuncu yazıya ait, oradan, öncekilere ulaşılabilir). Kitaptan çok etkilenmiş görünüyor, en azından günümüzü anlamak için çok işe yarar bulduğunu söyleyebiliriz. Yaptığı alıntılarda öyle etkileyici bir yan bulamadım. Belki de entelektüel dürüstlük adına mütemadiyen alıntı yapması, aksi halde son derece baştan çıkarıcı olan

Keyfilik Bize Dokununca

Alper Görmüş, Yıldıray Oğur ile Ali Bayramoğlu arasındaki bir programdaki diyalogları, aklında kaldığı biçimde aktarmış: “Yıldıray Oğur, o günlerde yazdığı bir yazıdaki bilgileri kullanarak böyle bir ‘fikri katkı’nın [Otpor’un Gezi sürecine katkısı] söz konusu olmadığını, iddianameyi hazırlayan savcının bu sonuca kimi varsayımlarla ulaştığını ve dolayısıyla hukuki bir değerinin olmadığını anlatıyordu ki Bayramoğlu araya girip şöyle