Beni heyecanlandıran mevzulara devam etme niyetindeydim. Ama malum… Hadise Irak’ta geçiyor, cinayet Irak’ta işlendi. Katil Amerikalılar. Öldürülen ise İran generali. Sahne bir polisiye romanda kurgulanmış olsa, okur olarak yükselen gerilimin tam tamlarını işitmeye başlarsınız, yerinizde doğrulursunuz. Hadise otuz yıl önce gerçekleşmiş olsaydı, petrol fiyatları fırlar, borsalar çöker, dünyanın dört bir yanında herkes —yüreği tetikte— bir
Nicholas Kristof NYT’nin Opinion sütununda bir yılsonu değerlendirmesi yapmış. Son derece iktisadi bir lisanla kaleme alınmış, özetlemeye gücüm yetmeyecek. En iyisi acemi bir tercümesini yapayım, kayıtlarda kalsın. *** Dünyanın halleri yüzünden meyus oluyorsanız, bir de bana kulak verin. 2019, insanlığın uzun tarihindeki en iyi yıldı. Endişe duymanıza yol açan biçimsiz şeyler gerçek. Ama aynı zamanda
Bloomberg’in Opinion sütunundaki yazısında, Pankaj Mishra, dünyanın dört bir yanındaki kalkışmaları kıyaslamak için uygun olanın 60’ların gençlik hareketleri olduğunu ileri sürüyor ve bu defakinin ölçeğinin daha büyük olduğunu öne sürüyor. Önce şu sorunun cevabını vermeye çalışalım, (a) Beyrut’tan Hong Kong’a, Santiago’dan Bağdat’a, Paris’e, Delhi’ye sokaklarda yaşananlar, (b) Erdoğan’dan Trump’a, Orban’a otoriter liderler ve (c) Suriye’de,
Birkaç yıl önce Göcek’te, sabahın köründe, havuz gibi denize attığı oltaya vuran balon balığına şaşkın gözlerle baktığımızı gören yeğenim, heyecanla balığın bütün özelliklerini anlattı. Uzmanlık alanı bu. Bir bilim insanının kendi nesnesi hakkındaki popüler ilgiden —teknedeki hepimiz güvertede, etrafında toplaşmıştık, daha ne olsun— mest olmuş bir hali vardı. Sonra sesine bir acı renk geldi. Öğrendik
Daha önce demiştim, Cem Karaca şarkılarına bayılırım. Ama hepsine değil, bazılarını sevmem. İçlerinde biri var ki, hiç katlanamam. Eğer metnin başka bir başlığı olaydı, itiraf edin, o katlanamadığım şarkının Tamirci Çırağı olabileceğine ihtimal veremezdiniz — Cem Karaca şarkıları arasında çok özel bir popülariteye sahip. Ama şimdi, “ulan neden olmasın, bu herifin sevmediği şarkı pekâlâ Tamirci
Britanya’da tuhaf bir seçime gidiliyor. Hatırlayacağınız gibi, Boris Johnson’un Brexit planını hayata geçirememesi yüzünden sistemin kilitlenmesi, bir erken seçimi zaruri hale getirmişti. Britanyalılar 12 Aralık’ta seçime gidecekler. Ama… Mesela BBC’nin sitesine girince, Prens Andrew’in cinsel istismar meselesi ve Londra Köprüsü saldırısı gibi hususların arasından seçime dair bir şeyler bulmak için umutsuzca aranmanız gerekiyor. Kazara partilerin
Dünyada tuhaf şeyler oluyor. Olup bitene bakıp “hmm, bu hastalığı biliyoruz, adına popülizm deniyor, derhal bürokrasi kürü lazım” diyenler, laboratuvar tahlillerine baktıklarında da hiç sektirmiyorlar: “Hmm, öyle görünüyor ki fena halde kutuplaşma başlamış, behemehâl yatıracak, kutupları alacağız.” Yetersiz beslenmenin, temiz içme suyundan mahrum olmanın, erken yaşta evlenip genç yaşta dört doğum yapmış olmanın norm olduğu
Dünyanın merkezi olmadığımı ne zaman idrak ettim, hatırlamıyorum —demek ki en geç 4-5 yaşlarında olmalı. Yine de, dünyanın merkezi olmasa da, insan kendi dünyasının merkezinde. Dünyayı kendimizden doğru görüyoruz, kendimize doğru işitiyoruz. Dünyamızın merkezinde olmanın, kaçınılmaz olarak öyle olmanın yol açtığı bir yanılsama var. O yanılsamayla bilinçli olarak mücadele etmeye başladığımda, herhalde 17-18 yaşlarındaydım. Yirmilerin
Elimizde n bilinmeyenli n denklem vardı –n, büyük bir sayı olacak şekilde. Denklemin çözümünü bilmiyor olsak da, bir –sadece bir– çözümü olduğunu, onun da önünde sonunda bulunacağını biliyorduk. Öyle düşünüyorduk yani. Yeni bilinmeyenler, yani yeni özneler zuhur etmesin, kâfi. Şimdi hal değişik. Önce Suriye diye bir özne vardı, ülke karıştı ve Suriye ile Esad ayrıştı.
Başlamadan belirtmem gerekiyor ki, silahların susması, eğer susamıyorlarsa hiç değilse silah seslerinin seyrelmesi, benim açımdan sevindirici. Kimin kazanıp kimin kaybettiği sonraki mevzu. Silahların susması, elbette, insanların ölmeleri ihtimalini azalttığı için önemli. Ancak bu defa da ölüme –veya tersinden hayata– lüzumundan çok mana yüklemiş olmak istemem. İnsanlar yaşar ve ölür. Mesele şu ki silahların susması, insanların