ABD’de 6 Ocak günü tuhaf şeyler oldu. Dünyanın dört bir yanında, olup biten her şeyi bir avuç parametre ve bir sayfalık lügatle açıklayan —açıkladığını zanneden— bir yığın insan var. Gerçi her birinin parametreleri ve lügatleri bir diğerininkinden farklı ama neticede hepsi, kendi parametrelerinin ve lügatlerinin her şeyi açıklamaya kâfi olduğundan emin. Emin idiler en azından.
Christakis pandemiyi konu ettiği son kitabında (Apollo’s Arrow), kamuoyunda bilimin değersizleştirilmesinin ve elit karşıtlığının yaygınlaştığından şikâyet ediyor. Kamuoyu araştırmalarından derlenmiş verilerle bu tespitini destekliyor. Bunlardan söz ediyor çünkü pandeminin bu durumu kalıcı bir biçimde ve olumlu yönde değiştireceğini ümit ediyor. Bence hayal görüyor. Çünkü… Bilimi önemsizleştirdiğini, uzmanlığa saygı göstermediğini, elit karşıtlığı yaptığını tespit ettiği aynı
Trump beklenenden çok oy almış, öyle diyorlar. Cümleyi tersten kurarsak, demek ki, hanımefendiler, beyefendiler, Trump’ın aldığı oydan çok daha azını alacağını beklemişler. Öyle olmayınca da… Son dönemde hep —her şey karşısında— yaptıkları gibi, fevkalade müteessir olmuş, hayal kırıklığına uğramışlar. Canlarım benim, kıyamam ben onlara… Trump ve benzerleri için ısrarla popülist tabirini kullanıyorlar. Adam, Hazine ve
1970’lerde bir roman okumuştum. ABD’de Başkan ölüyor, Başkan Yardımcısına —şimdi hatırlamadığım— bir şey oluyor, onun yerine Başkanlığa vekâlet etmesi gereken her kimse bir sebeple devre dışı kalıyor filan… Başkanlık siyahi bir yargıca kalıyordu. Romanın üslubu, pek de saklamaya ihtiyaç duymadan, ABD’de böyle katlanılmaz bir halin de ihtimal dâhilinde olduğunu, kazara işler böyle gelişirse ABD’de ne
Sosyal medyada uzun süredir dolaşımda olan bir metafor var. Kabaca şöyle bir şey: Güya bir kavanoza arıları ve sinekleri doldurmuşlar. Kavanozun tabanını aydınlattıktan sonra kapağını açmışlar. Arılar ısrarla ışığa —aydınlığa— doğru uçup kavanozun dibine çarparken, sinekler… Bildiniz siz onu, açık olan kapaktan usulca sıvışmışlar. Metaforun sayısız zırvalığı var. Mesela sinekler de ışığa yönelir. İlaveten arılar
ABD’de Trump diye bir adam seçiliyor, kıyamet tellalları başlıyor, “biz diyorduk ‘insan kötü’ diye, inanmıyordunuz, demokratik değerler ancak bizim mensup olduğumuz küçük bir azınlığın geliştirdiği, sahip çıktığı, kırılgan değerler, yığınlar berbat, dünya da medeniyet de onlara bırakılamaz” filan diye. Fotoğrafa bakıyorlar, aynı ABD’de daha önce Obama’nın iki defa üst üste seçilmiş olmasını filan umursamıyorlar, ellerindeki
Tablonun ortasında bir beyaz polis var. Ümit Kıvanç onu şöyle tarif etmiş: “İri kıyım George Floyd’u yere yatırmış, diziyle boynuna basan, eli cebinde, evet, cebinde!, bir insanı bu şekilde işkence ederek öldürürken en ufak rahatsızlık duymadığı belli olan, aksine, hep aradığı fırsatı bulmuş birine özgü memnuniyeti derisinin bütün gözeneklerinden havaya saçan, öyle ki, o saçılanların
Yavuz Adugit, T24’te Babil filmi üzerinden düşündüklerini paylaşmış. İyi yapmış. Şöyle başlıyor: “’Makamına’, ‘dergahına’ ulaşmaya çalışan insanı, ‘kendini beğenmiş’, ‘kibirli’ bulup rahatsız olan Tanrı, insanlar arasına aşılmaz bir tinsel mesafe koyar: bundan böyle aynı dili konuşamayacaklardır. İnsanlığın dili kurur, milletlerin dili dönmeye başlar. Babil efsanesi, mutlaklık iddiasında bulunan sözün egemenliğine hiçbir leke bulaşmasın diye, devreye
Dennis Carroll’la yapılan bir söyleşiyi Tarkan Tufan Gazete Duvar için tercüme etmiş, sağ olsun. Carroll’ü Netflix’in Pandemic dizisinde görmüştük. Olmayacak yerlerde karşımıza çıkıyor ve haritaya yukarıdan bakan bir bilge insan gibi bize yol gösteriyordu, bir nevi. İşbu söyleşide de akıllıca bir yığın laf etmiş. O da sağ olsun. Carroll’ün ne yapmaya çalıştığını tam olarak anlamış
Almanlar ve İngilizler, yanlış anlamadıysam, virüsün nüfusun yüzde 60-70’ine bulaşacağını tahmin ediyorlar. Kendi hesabıma —dünyanın mevcut irtibatlılık seviyesini de hesaba katarsak— nüfusun yüzde 20 kadarının zaten enfekte olduğunu, her halükarda en az yüzde 40’ına er veya geç bulaşacağını tahmin ediyorum. Eğer enfekte olan her yüz kişiden biri ölürse, kabaca 30 milyondan fazla ölüm manasına geliyor