Etiket: Şehirlilik

Hakemsiz

İlk gençliğimde ihtilafları, giderilebilir ve giderilmesi gereken şeyler olarak görürdüm. Yeşilçam filmleriyle aram yoktu ama onları izlemesem de, onlara kavramsal/duygusal zemin sağlayan kavrayışı içselleştirmiştim demek ki, eğer herkes doğru enformasyona sahip kılınırsa, esas oğlana esas kız hakkında verilen yanlış bilgi giderilirse… Her şeyin yoluna gireceğini, herkesin muradına ereceğini düşünüyordum. Herkesin? Eh, herkes değil elbette, kötüler,

Yüzde On

Dün demeye çalıştım ki, esas olan kimin, kiminle, nasıl etkileşim içinde olduğu, bu bağlantıların hangi muhteva üzerinden kurulduğu değil. Önceki gün Hasan Cemal, T24’te, Thatcher’la bir hatırasını anlattı. Çiller’in Yeniköy’deki yalısında Thatcher’a “Madam Thatcher, bu sözleriniz bana fazla milliyetçi geldi” demiş. O da “Genç adam, şunu iyi bil, milliyetçilik bu çağın gerçeğidir” diye cevap vermiş.

2010’lar…

Bloomberg’in Opinion sütunundaki yazısında, Pankaj Mishra, dünyanın dört bir yanındaki kalkışmaları kıyaslamak için uygun olanın 60’ların gençlik hareketleri olduğunu ileri sürüyor ve bu defakinin ölçeğinin daha büyük olduğunu öne sürüyor. Önce şu sorunun cevabını vermeye çalışalım, (a) Beyrut’tan Hong Kong’a, Santiago’dan Bağdat’a, Paris’e, Delhi’ye sokaklarda yaşananlar, (b) Erdoğan’dan Trump’a, Orban’a otoriter liderler ve (c) Suriye’de,

Komşuyu Seçmek

Daha ilk gençliğimde, şu birey olma hikâyesine kafam basmamıştı. O vakitler birey olmak matah bir şeydi. Şimdilerde işbirliğine yatkın olmak daha matah görünüyor galiba. Genellikle bireycilik ile işbirlikçilik (cooperation) de ayrık setler olarak ele alınıyor. Bence meseleleri tarif etmekten uzak kavramlar bunlar. Şehirliler deyip durduklarım mesela, daha mı birey? Veya işbirliğine daha mı yatkın? Kasabalılar?

Erkekler Yurdu

Geçenlerde dedim ki “İnsanın doğal çevresi —birkaç defa değinmiş olmalıyım— diğer insanlardır. Bir defa insan doğal bir şey. İkincisi, insanın yaşadıklarını, insan-dışı tabiattan çok daha fazla etkiliyor diğer insanlar. Kasabalarda bile öyle, bırakın devasa şehirleri.” Bunu derken tereddütlerim vardı. Özellikle de “kasabalarda bile öyle” derken En azından iki sebeple… Birincisi, bir bakıma kasabalarda insanın insanlardan

Şehirliler ve Gençler Yenildi

Britanya seçimleri bitti. Seçim neticelerinin Britanya’yı nereye doğru götüreceğini konuşmak için erken. Brexit’in gerçekleşeceğini öngörebiliriz ama o bile zannedildiği —Johnson’un seçmenlere vadettiği— kadar kolay olmayacak. Kaldı ki, tamamen spekülatif olarak diyebilirim ki, paralel olarak gelişen İskoç ayrılıkçılığı, Brexit’ten önce bile gerçekleşebilir. Meselemiz Britanya’nın nereye gideceği değil yani, bu seçimlerin özelde Britanya, genelde dünya hakkında bize

Kar Taneleri

Muhakkak biliyorsunuz Friends diye bir dizi var. İzlemedim. Netflix yeniden dolaşıma soktuğunda da izlemedim. 14 yıl aradan sonra geçtiğimiz yıl Netflix’te yeniden gösterime girdiğinde, dizi, yoğun tartışmalara sebep olmuş. Diziyle yeni tanışan nesil, diziyi fena halde biçimsiz bulmuş. Cinsiyetçi, insanların kilolarıyla alay eden esprilerden rahatsız olmuşlar. İnsanoğlunun hangi istikamette değişiyor olduğuna dair bir yığın ipucu

Yeni Bir Demokrasi

Science’da geçenlerde yayınlanan bir makale, Katolikliğin Avrupa’da yayılması ile toplumların bugünkü gelişmişlik seviyeleri arasında bir ilişki kurmuş. Yok, öyle bir yanda Katolikliğin haritası, yanında gelişmişlik haritası ve… Korelasyondan nedensellik çıkarmak gibi bir şey değil. Özetleyecek olursak, 500 yılı civarında Katolik kilisesi aile içi evlenmeyi ve çok eşliliği yasaklamış. Bu da, erkekleri daha uzaklarda, tanıdık olmayan

Kimin, Neye Hakkı Var?

Netflix‘te dört bölümlük bir belgesel var: Unnatural Selection (yani doğal olmayan seleksiyon). Neden doğal değil, ona sonra gelelim. Önce belgeselin muhtevasının dışında kalan üslubu ve yaklaşımı gibi mevzuları eşeleyeyim. Bir vakittir belgeseller böyle, bilgi veriyorlar ama ders vermiyorlar. Hayatında izlediği ilk belgesel BBC’nin yaptığı Televizyon olan benim gibiler için arada kat edilen mesafe manidar. Düşünün

Hak, Ahlak ve Diğer Şeyler

Uzun süredir, içimin kaldırmayacağı şeylere gözlerimi kapatıyorum. Bu hafta mesela, Fatih’te dört kardeşin intihar ettiği hadise hakkındaki haber başlıklarının altını hiç okumadım. Benzer şekilde Aksaray’da otistik çocuklarla ilgili haber başlıklarının altını da… Sırrı ilki hakkında değil ama ikincisi hakkında okumamı telkin etti. Bu sabah da, mide bulantımı bastırıp mesele hakkında malumat sahibi olma niyetiyle kaktım.