Kategori: Yazılar

Korku

Bu memlekette, biz yetişirken, inançsız olabilirdiniz. Ahalinin sizden beklediği dindar olmanız değil, onun dindarlığına saygı duymanızdı. Bir diplomayla memleketin modernleştirici kadrolarına atanıverenler ahaliye bunu bile çok gördüler. Evet, ben de biliyorum, Erzurum’da Atatürk Üniversitesinde, Ramazan’da oruç yiyen bir öğrenci öldürüldü. Veya memleketin hangi ücrasında, kimini duyduğumuz, kiminden haberdar bile olmadığımız cinayetler işlendi. Ama bu tür

Modernleşme – Modernleştirilme (Bir Daha)

Ben bir endüstri mühendisiyim. Yani, yapılagelen işlerin pek de doğru bir biçimde yapılmadığını öğrettiler bize. Pirimiz, üstadımız Taylor, işin uzmanı olan işçilerin küreği nasıl tutacaklarını (veya nasıl bir kürekle çalışacaklarını) bile bilmeyebileceklerini, şöyle değil de böyle tutmalarıyla ne kadar verim artışı sağlanabileceğini göstererek önümüzü açmıştı. Arkası geldi. İşçilerin işlerini nasıl yapmaları gerektiği, endüstri mühendisliğinin konularının sadece

Dava Adamları

Demirören “yeni kural futbolcu yetiştirme davamıza hizmet edecek” mealinde laflar etmiş. Lafa sayarsanız artık… Ne öğrenmiş olduk? Ben burada kendi küçük dünyamda adam hakkında atıp tutarken, meğer o benim küçücük aklımın ermeyeceği davaların peşindeymiş. Öyle Futbol Federasyonunu yönetmek gibi küçük işleri çoktan aşmış, yıllardır ihmal edilmiş davaları gerçekleştirme planları yapıyormuş adam. O davalar uğruna önce

Beşiktaş – Galatasaray

Bugün Beşiktaş-Galatasaray derbisi var. Apolitik kalayım. 21. Yüzyılda yapılan son 30 lig maçında Galatasaray Beşiktaş’ı 14 defa yenmiş. Beşiktaş sadece 9 maç kazanabilmiş. Maçların sadece üçü (% 10) golsüz bitmiş. Kalan 27 maçta 72 gol olmuş. Maç başına 2,4 gol olmuş yani. Ama asıl enteresan olan (ve bana bu yazıyı yazdıran) şey, gollerin dağılımı. 72

Hikâye, Oyun, Çete, Yağma… Hepsi Bir Arada…

Bugünlerde şansımız Eskişehir’den açıldı. Haydi hayırlısı… Önce bildik bir fıkrayı hatırlatayım. Dana kafasını küpün içine sokmuş, ne yaptılarsa çıkaramamışlar. Gelin atılmış, “ne var onda, kesin dananın boynunu” demiş. “Vay ne akıllı gelin” deyip dediğini yapmışlar. Ama dananın kellesi küpün içinde kalmış. “E, n’apçaz” diye düşünürken gelin yine seslenmiş, “ne var onda, kırın küpü.” Bugün Eskişehir’de

Meydan

Eskişehir’de yeni stat tamamlandığında yıkılacak olan mevcut stadın yerine yapılması planlanan meydan konusunda bir tartışmadır gidiyor. İyidir. Bu hususta söyleyecek sözüm var ama bugünlük, bu tartışmanın hatırlattığı bir rivayet üzerinden söyleyeceklerimi söyleyeyim. Rivayet odur ki, Tanzimat’tan itibaren Türkiye’nin şehirlerinin meydanları bilinçli ve sistemli bir biçimde imha edilmiş. İttihatçılar ve daha sonra da Cumhuriyet de aynı

Akif

Mehmed Akif’in ölüm yıldönümüymüş. Memleketin her şeyini olduğu gibi tarihini de “bu senden, bu benden” diye üleşmekten fırsat kalırsa… Yanlış hatırlamıyorsam Mithat Cemal Kuntay, pek de aynı çizginin adamı sayılmayacağı Mehmed Akif’i, “hayatını yalan söylemeye ihtiyaç duymadan anlatabilecek biri” gibilerden tarif ettiydi. Bunu hatırlamak da benim, Akif’in ölüm yıldönümünde vazifem olsun. Var mıdır hayatını hiç

Forma

Görmeyenleriniz vardır, aşağıdaki fotoğraflarda Gökçek’in Osmanlıspor’unun formaları görünüyor. Eh, fazla söze lüzum var mı?

Türkiye’yi Anlamak

Ankara metrosuna ilk defa bindiğimde şaşırmıştım. Metro son derece temiz ve bakımlıydı. Olmaması gerekiyordu. Neticede metroyu kullananların önemli bir bölümü belediye otobüslerini kullanan insanlardı ve belediye otobüslerine hiç de müşfik davranmıyorlar, koltukların arkasında kalemleri veya çakılarıyla bıraktıkları işaretlerle kendilerini ölümsüzleştirmeyi ihmal etmiyorlardı. Farka mana veremedim ve bir kenara not ettim. Sonra İstanbul metrosunda ve daha

Topu Verenler, Topu Alanlar

Yeryüzündeki toplumları modernleşenler ve modernleştirilenler başlıkları altında ikiye ayırmak mümkün. Modernleşenler, yani insan aklı marifetiyle dünyanın daha iyi bir yer haline getirilebileceği varsayımını — hümanizma sürecinde — üretip, Aydınlanma marifetiyle de bu işe soyunanlar, topu aristokratların elinden alıp daha çok kişinin katılacağı bir oyun kurdular. Modernleştirilenlerin bambaşka bir macerası oldu. Modernleşememiş olanların arasından bazıları —onlara