Benim Aydınlanmam

Gençken, Güzelbahçe’de yaz gecelerinde gözlerimi berrak gökyüzüne dikip düşünürken… Mesela o uzak yıldızların hâlâ mevcut olup olmadıkları sorusu da gelirdi aklıma, eğer yok olmuşlarsa veya olmaktalarsa, o yok oluşun, çevrelerindeki kütlelerin düzenlerini nasıl altüst ettiğini de merak ederdim. Her şey çok sakin ve barışçı görünüyorken esasında nasıl bir kazanın kaynıyor olduğunu düşünmek içimi ürpertirdi. Ama

Kinoa, Bal ve Bilgi

Ümit Alan Birgün’de demiş ki… “Şöyle bir cümle düşünün: ‘Kinoa bitkisinin Batı’da popüler olmasıyla yetiştiği ana bölge Bolivya ve Peru’da fiyatları üçe katlandı. Beş yıl içinde yerli halkın ana besin kaynağını artık yüzde 34 daha az tükettiği gözlendi.’ Ne düşündünüz? Açıkçası benim ilk düşündüğüm ‘zengin Batılılar kinoa yiyecek diye yerliler ana besin kaynağından olmuş’ şeklinde

Maddi Şartlar

Dünyaya bakarken istihdam ettiğim ve burada sergilemeye çalıştığım kavrayışın bir özelliği/orijinalliği varsa, o da, “tarihi, Erdoğanlar, Trumplar yazmıyor, oksitosin konsantrasyonu ve dağılımı gibi şeyler yazıyor” diye özetlenebilir —daha önce başka kelimelerle söyledim, şimdi de bu kelimelerle sembolize etmeye çalışıyorum, vurgulamak gerekiyor mu, bilemedim. “Belirleyici olan maddi şartlardır” ifadesinden benim anladığım budur, böyle şeylerdir. “Erdoğan hepten

Bir Defa Daha Güven Duygusu

Netflix’te Babies adlı bir belgesel var. İlk bölümde, Anne Rifkin-Graboi adlı bir bilim kadını, ebeveynlik tarzları ile bebeğin gelişimi arasındaki ilişki üzerine yaptığı çalışmaya değiniyor. Çalışmayı değerlendirebilecek kadar malumatım yok ama bir yerde bilim kadınımız şöyle diyor: “Bir ebeveyn ilgili ve duyarlı olduğunda, bebek dünyanın güvenli bir yer olduğunu öğrenir ve böylece çevresini keşfetmeye vakti

Tevazu ve Vurdumduymazlık

New Yorklu biri, sosyal medyada aşağıdaki mesajı paylaşmış —kırık dökük tercümemle dikkatlerinize sunuyorum. “Büyük bir değişim olacak gibi hissediyorduk. Berkeley’de öğrenciydim. 1968 yılıydı. Hepimiz insanların sadece şarkı söyleyip dans ederek yaşayabileceğini, bir ‘kurum insanı’ olma düşüncesinin tuzağına yakalanmamak gerektiğini düşünüyorduk. Bakış açımızı kendisine bağlayabileceğimiz birer şamandıra sağlayan bol miktarda parlak teorisyene sahiptik. Bize, fikirlerimizi müdafaa

İtibar Pastası

Yetmişlerin ikinci yarısı olmalı —demek ki yirmili yaşların başlarındayım. Ankara’da bir arkadaşımızın adeta bir dergâhı andıran —yani sıklıkla bir araya geldiğimiz— evinde toplanmışız yine. Her zaman olduğu gibi, tanıdığım birçok kişinin yanında, tanımadığım birkaç kişi de var. Ve yine her zaman olduğu gibi, arkadaşlarım içmeye erkenden başlamışlar. Alkole henüz pek de dayanıklı olmadıklarından, kısa süre

Uygarlıkların Batışı Üzerine

Amin Maalouf’un Uygarlıkların Batışı üzerine yazılacak çok şey var. Gündemin yoğunluğu yüzünden bir daha dönemeyebilirim, en mühim bulduklarımı— olabildiği kadar özetleyerek— diyeyim. Çok uzun bir yazı olacak, herhalde okumaya katlanamazsınız. Ama ben yazmış olayım —ve bilin ki demek istediklerimin çok azı burada. Her şeyden önce… Bence okunması gereken bir kitap. Lezzetli ve zenginleştirici. *** Kitapta

Marifet Değil

Amin Maalouf’un Uygarlıkların Batışı’nı okudum, ciltlerle yazılacak mevzu çıktı. Şu gelir ve servet dağılımı hakkında —daha doğrusu eşitsizlik denen şey ile dünyanın mevcut halinin ilişkisi hakkında— da yazmak istiyorum, Işık’ın yardımıyla bir hayli malzeme birikti. Ama gündem, malum. Esasında Amin Maalouf’tan çok uzaklaşmak zorunda da değiliz. İçinde yaşadığımız coğrafyanın, kültür ikliminin son yüzyılda yaşadıklarını iç

Başımıza Gelecek Var

İçinden geçeni söyleyiveren, heyheyli, hesapsız, dobra, mahallemizin delikanlısı olarak markalanmasına rağmen Erdoğan, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin görüp gördüğü en ürkek, en korkak, en hesapçı, en tedbirli aktörü belki de. Herhangi bir ciddi iş vuku bulduğunda, derhal sütre gerisine çekiliyor. Muharebe sahası hakkında çok teferruatlı malumat gelmeden, arazinin tamamen dezenfekte edildiğinden emin olmadan da başını asla çıkarmıyor.

Maneviyat Eksikliği

Salih parayı buldu mu, altına en lüksünden bir BMW bir de Mercedes çeker, lüks bir ofis tefriş eder, Rus kızın yanından kalkıp gusül abdestini alır, sabah namazını evinde ifa ederdi. Parayı imha etmekte üstüne yoktu. Dolayısıyla tez zamanda ofis de, otomobiller de, Rus kızları da sahneden çıkar, Salih bir başına kalır, sabah namazları için camiye