Etiket: Murat Sevinç

Marangoz

Murat Sevinç’e laf edince, en yakınlarım dâhil birçok kişi rahatsız oluyor. Seviyorlar onu. Sevsinler, ne güzel… Pide kokusundan başlayıp talaş ve tutkal kokusuna doğru seyahat ederken… “Ahşap sevgisi modaya dönüşünce işler değişmeye başladı. 1990’larda orta sınıf ahaliyi ‘antika’ merakı sardı Ankara’da. Zaten o tabaka neye merak sarsa onu berbat eder” de desin mesela. Her şeyi,

Uzun Bir Gezinti

Biri bir video paylaşmış, Çin’den… Paylaşılan videonun kendisi daha çeşitli bir şey ama yüklemeyi beceremedim. Az çok şöyle bir şeydi. Sizinle paylaşmaya çalıştım ama başından sonuna izlemedim, izleyemedim. Zıplaya zıplaya baktığım karelerin hemen hepsi, midemi bulandırdı. Bir başkası videonun altına, “vay be ne disiplin, bu sayede pandeminin hakkından geliyorlar işte” diye yazmasa, aşağıda diyeceklerimi bambaşka

Kelimelerin Yerleri

Osman’la sohbet ederken, laf nasıl geldi hatırlamıyorum, “çok iyimsersin” dedi. Şaşırdım. Biraz eşeleyince… Galiba belirtmek gerekiyor. İnsanlık bu badireyi atlatınca başka bir faza geçecek. “Aha tam da benim istediğim kıvama gelecek” filan demiyorum. “Dünya şimdiki haliyle bana layık değil, hayat beni hak etmiyor ama ben, efendiliğimden, katlanıyorum bütün bu biçimsizliklere de, pandemi sonrası dünya kendisine

Kinoa, Bal ve Bilgi

Ümit Alan Birgün’de demiş ki… “Şöyle bir cümle düşünün: ‘Kinoa bitkisinin Batı’da popüler olmasıyla yetiştiği ana bölge Bolivya ve Peru’da fiyatları üçe katlandı. Beş yıl içinde yerli halkın ana besin kaynağını artık yüzde 34 daha az tükettiği gözlendi.’ Ne düşündünüz? Açıkçası benim ilk düşündüğüm ‘zengin Batılılar kinoa yiyecek diye yerliler ana besin kaynağından olmuş’ şeklinde

Tevazu ve Vurdumduymazlık

New Yorklu biri, sosyal medyada aşağıdaki mesajı paylaşmış —kırık dökük tercümemle dikkatlerinize sunuyorum. “Büyük bir değişim olacak gibi hissediyorduk. Berkeley’de öğrenciydim. 1968 yılıydı. Hepimiz insanların sadece şarkı söyleyip dans ederek yaşayabileceğini, bir ‘kurum insanı’ olma düşüncesinin tuzağına yakalanmamak gerektiğini düşünüyorduk. Bakış açımızı kendisine bağlayabileceğimiz birer şamandıra sağlayan bol miktarda parlak teorisyene sahiptik. Bize, fikirlerimizi müdafaa

Uygarlıkların Batışı Üzerine

Amin Maalouf’un Uygarlıkların Batışı üzerine yazılacak çok şey var. Gündemin yoğunluğu yüzünden bir daha dönemeyebilirim, en mühim bulduklarımı— olabildiği kadar özetleyerek— diyeyim. Çok uzun bir yazı olacak, herhalde okumaya katlanamazsınız. Ama ben yazmış olayım —ve bilin ki demek istediklerimin çok azı burada. Her şeyden önce… Bence okunması gereken bir kitap. Lezzetli ve zenginleştirici. *** Kitapta

Varış İstasyonu

Aşırı, yersiz ve biçimsiz kullanıldığından, bugün başörtülü kadınlar mevzuunun kabak tadı verdiğinin farkındayım. Ama yirmi yıl önce —yirmi yıl öncesine kadar uzun süre— gerçek bir problemdi o. Memleketin biricik problemi değildi, hatta en can yakıcı mevzuu olmamış da olabilir. Ama onun serencamı üzerinden birçok derdimizi deşifre etmek hâlâ mümkün. Birileri genç kızlara, “hem başınız örtülü

Ah Ümit, Neredesin!

Ümit Kıvanç P24’te bir yazı yazmış. Okurken, neredeyse her paragrafta bir defa daha, içimden “oha” dedim. Hani bu yazının her cümlesini aklıma gelen muhtelif açılardan çürütmeye çalışsam, herhalde iki ciltlik filan bir kitap çıkar. Neticede de dünya hakkında bildiğim her şeyi söylemiş olarak, huzur içinde ölmeye yatabilirim. Bildiğim her şeyin antitezi bu kadar kısacık bir

Ama Oluyor

Fırat’ın doğusunda bir süredir cari olan statüko ortadan kalktı. Tabii olarak hepimiz yeni şartların ne manaya geldiğini merak ediyoruz. Lakin bu hususta hükme varmak için erken olduğunu düşünüyorum. Aslında iki gündür yazdığım mevzuları sürdürecektim ama Murat Sevinç mani oldu. Sevinç’in yazısı Kürt sorununa dair daha önceki bir yazının devamı niteliğinde kaleme alınmış olduğu halde, neredeyse,

American Factory

American Factory, Netflix tarafından dağıtılan bir belgesel. Filmi konuşulur kılan, konusu dışında da çok husus var —Obamaların yapım şirketinin ilk ürünü olması, Oscar adaylığı filan gibi. Eh, filmin konusu hakkında da söylenecek çok şey olduğu anlaşılıyor, güzel misallerden biri şurada, öteki burada (her ikisi de İngilizce). Filmin konusu? 2008’de Dayton’daki GM fabrikası kapanır. Otomobil camı