Kategori: Yazılar

Hikaye

Erdoğan’ın tanıtım videosu, sizce ne diyor? Evet, “cumhur, başkanını seçiyor” diyor neticede. Cumhurbaşkanlığı forsunu milletin muhtelif unsurları tamamlıyor ve sonra kapıdan da hep birlikte geçiyorlar, filan. Ama mesela fonda Erdoğan Karakoç’un bir şiirini okuyor. Şiir okuduğu gerekçesiyle hapse atılan, şiir okuduğu gerekçesiyle siyasetten men edilen bir adam, böylece, ağzını doldura doldura şiir okuyarak, kendisini cezalandıran

Ahlak ve Zeka

İspanya Kralı, ülkesini fetheden Napolyon’a güya “sen para için savaşıyorsun, biz ise şerefimiz için” demiş de, Napolyon da “herkes kendisinde olmayan şey için savaşır” diye cevap vermiş ya… Memleketin ahlakı her şeyin önüne koyan kesimleri, sadece on iki yıllık icraatı boyunca değil, mevcut Cumhurbaşkanlığı yarışında da ahlakı hiçe sayan adayın arkasında hizalanmış haldeler. Buna mukabil,

Ebola

Sierra Leone’de ebola beklenenden çok can alıyormuş. Çünkü halk, Sierra Leoneli doktorların ve WHO uzmanlarının tavsiyelerini dikkate almıyor, verilen ilaçları kullanmıyormuş. Neden? Çünkü Sierra Leoneliler, gerek devlet görevlisi doktorların ve gerekse yabancı uzmanların, kendilerini imha etmek üzere işbirliği yaptığını düşünüyorlarmış. İnsan hiç böyle bir komplo teorisine inanabilir mi? Hani Türk olsalar, dünyanın en stratejik coğrafyasında

Diğer Her Şey Aynı Kalmak Kaydıyla…

Tasavvur etmeye çalışın, Haziran ortasında İhsanoğlu’nun adaylığı açıklandıktan sonra CHP içindeki muhalefet, Haziran sonunda, mesela Emine Ülker Tarhan’ı aday göstermiş. Şimdi Türkiye nasıl bir Türkiye olurdu? İhsanoğlu’nun yerine Büyükerşen’in aday olabilmesi için kendimce çabaladım. Hayalim, Sertergillerin de ilave bir aday göstermesiydi. Ama bu hayali pek az kişi paylaşıyordu. Çoğunluk, eğer ekstra bir aday çıkarsa, Büyükerşen’in

Seviye

Beşiktaş’ın bir düşünüp üç konuşan —ve seçildiğinden beri aslında sadece konuşan— Başkanı demiş ki, “Fernandes’e verdiğimiz paralar haram, zehir zıkkım olsun”. Neymiş, zat-ı alileri Fernandes’i geçen sezon satmadığına pişmanmış. Satsaydın kardeşim! Senin işin ilenmek değil, o zehir zıkkım olmasını istediğin paraların Fernandes gibiler için çarçur edilmesine mani olmak. Bir Beşiktaş taraftarı olarak iki elim Fernandes’in

Timüs

Davis’in yalancısıyım (The Compatibilty Gene), 1960’lara kadar timüs bezi manasız bir organ olarak görülüyormuş. Bağışıklık sisteminin hücrelerinin ölmeye gittiği bir tür mezarlık… Bir dakika. Önce şu bağışıklık sistemi hücreleri hakkında biraz malumat… (Sonra işin sosyo-politik tarafında geleceğiz, söz!) Bağışıklık sistemimiz bizi, mümkün olan her türlü organik saldırıdan muhafaza etmeli. Peki, kaç türlü hasmımız olabilir? Tahminlere

TRT Diye Bir Şey

Anladığım kadarıyla Demirtaş TRT’nin Cumhurbaşkanlığı seçimindeki tutumundan şikâyetçi olmuş. TRT’nin Genel Müdürlüğü makamını işgal eden zat gürlemiş: “Kendilerini yarışta daha şimdiden mağlup görenlerin, bizim üzerimizden mazeret üretme kurnazlığına başvurması milletimiz tarafından yakından izlenmektedir.” Yerseniz, işbu zat, tarafsız olması gereken bir kurumun yöneticisi. Mide bulandırıcılığın bu kadarı hakkında ne denebilir? *** İsterseniz bir an tasavvur etmeye

Özal ve Erdoğan

Hikmet Özdemir, son yıllarında yakınında yer aldığı Özal’ın biyografisini yazmış. Çok özensiz, kendisinin bende bıraktığı intiba ile kıyaslandığında olağanüstü özensiz yazılmış kitabı okumak yine de eğlenceli ve öğretici oldu. Kitap sayesinde değil, kitabın anlattığı dönemlerdeki kendimle iç diyaloglarım sayesinde… Kitaba ve Özal’a daha sonra yine dönmek gerekebilir. Şimdilik, kitabı okurken adını daha iyi koyabildiğimi zannettiğim

Ömür

İnsanların ömrü uzuyor, sistemlerin, anlayışların ömrü kısalıyor. Görünüşe göre her iki eğilim de sürecek. Nasıl bir dünyaya doğru yol alıyoruz? Kimler hayatta kalacak? İnsanlara hangi vasıfların kazandırılması gerekecek? Kurumların nasıl örgütlenmesi gerekecek? *** Toffler Future Shock’ta, bu kelimelerle olmasa da, insan ömrü ile anlayışların ömrü arasındaki gerilimin bizi özel bir noktaya getirdiğine işaret ediyordu. Daha

Paket

Bir genç kız olsanız, üç talibiniz olsa… Biri saldırgan biri olsa mesela. Olur olmaz yerde hır çıkarıyor olsa. Ama sizin yanınızdayken kibar davranmak için çabalıyor olsa. Bir yandan da tuttuğunu koparan biri olsa. Yani sümsük, pısırık biri olmasa… İkincisi iyi okullardan birinden diploma almış, bir salon beyefendisi olsa. Ama manasız bir devlet dairesinde dirsek çürütüyor