Dünden devam edeyim. Erdoğan’ın, Kalın’ının ve sair neferinin yapıp ettiklerini onaylamak aklımdan geçmez. Geçmeyeceğini tekrar tekrar, her ihtiyaç duyduğumda dile getiriyorum. Zerre kadar zihinsel birikimleri olmadığı, memleketi ve dünyayı zerre kadar anlamadıkları, aradan geçen süre içinde gizlenemeyecek kadar belirginleşti zaten. Bir parantez açayım. Memleketin modernleştiricilerine —yani “bu memleketin modernleştiricileri biziz ha, şaşırmayın” deyip duranlarına— şapka
Aşağıda yazdıklarım, “Biz Kimiz? Hikâyemiz Ne?” adlı videonun altına Orkun Günay tarafından yapılan yoruma bir cevap. Grafikleri filan oraya koyamayacağımdan, ayrıca çok uzun olduğundan ayrıca yazma ihtiyacı hissettim. Türkiye Cumhuriyetine miras kalan yükseköğretim kurumları İstanbul Üniversitesi, İTÜ, Boğaziçi, Mimar Sinan. Hepsi de İstanbul’da olan dört üniversite. Tek parti döneminde —yani Türkiye’nin modernleşmesinin en yüksek vitese
Geçenlerde bir videonun altına yapılan bir yorumda “Hoca’nın yetmez ama evetçiler dışında duygusal yaklaştığı bir konu daha çıktı” şakasını görünce şaşırmıştım. Yetmez ama evetçilere duygusal yaklaştığımın farkında değildim çünkü. Esasen yetmez ama evetçiler hakkında ekstra bir zihinsel/duygusal mesai harcadığımı düşünmüyordum —hâlâ da düşünmüyorum. Ama yazıp çizdiklerimden böyle bir duygu geçiyorsa… Bir yerlerde bir şeyler var
Adam bir avuç bahçesine birkaç domates fidesi dikmiş. Kediler musallat olmuş. Günümüzün refleksiyle, “benzer bir problemle karşılaşıp makul bir çözüm bulmuş olan var mı” diye sosyal medyada durumu paylaşmış. Bir hanımefendi derhal ekşimiş, “hayvancıkların doğal yaşam alanlarını işgal ediyorsunuz, sonra da…” filan gibilerden. Yaşadığımız dönemin ruhunun neredeyse eksiksiz bir röntgeni sayılabilecek sıradan bir vaka. Üç
Fisher’in dün sözünü ettiğim yazısını kıymetli kılan esas özelliğini ihmal etmeyelim. Ahlakçı sol dediği şey hakkında çok sayıda ve hepsi de son derece güçlü ifadeler var Fisher’in yazısında ama “rastgele birini seçelim hepsinin yerini tutsun” desek, “ahlakçı sol, insanlara kendilerini kötü hissettirmede uzman … ve birilerinin başlarını suçluluk ve kendinden nefret etme hissiyle eğmeden mutlu
Halimize dair enteresan bir yazı var bağlantıda. Bir yandan, “ahlakçı sol” dediği bir öznenin zorbalığı hakkında mesela, vurucu tespitlerde bulunuyor Fisher ve böylelikle bünyenin güncel bir tomografisini çekiyor. Öte yandan, güncel epikrizi bir kenara koyup, antika bir reçete yazıyor. Yazının neredeyse her paragrafı didiklenmeye değer. Ama öyle yapsam iş çok uzayacak, daha kestirmeden gitmeye çalışayım.
Daha önce yazmıştım, toplumlarda undo imkânı yok, yaşanmış olan yaşanmamış gibi yapılamaz. Ayasofya’yı ibadete kapatmak bir nevi undo idi. “Aslında hâlâ cami idi, tapu kaydında da öyle yazıyordu” veya “bir bölümünde namaz kılınıyordu” filan gibi truth inşalarının zerre kadar manası yok, Ayasofya ibadete kapalıydı. Ayasofya’nın ibadete kapalı olmasının sembolik bir manası vardı, mesele ibadet edecek
30 Nisan’da demişim ki… “Grafiğin gidişatından görüldüğü kadarıyla, günlük can kayıpları yavaşça beş binin altına düşecek. Muhtemelen bir veya iki ay daha günlük iki binin üzerinde can kaybı yaşayacağız. O durumda da toplamda can kaybı da 650 000’i geçmeyecek gibi görünüyor.” Böyle tahmin etmişim ama ben bu yazıyı yazarken Worldometers sitesinin verilerine göre dünya genelinde
Ben futbola dair yazayım, siz hayata ve siyasete dair okuyun. Başakşehir şampiyon oldu. Kendi hesabıma kâbus. Neden öyle olduğunu da anlatmaya çalışacağım da… O ayrı bir yazı ister. Önce Başakşehir’in neden ve nasıl şampiyon olduğuna bakalım. *** Bir defa… Sizi temin ederim ki yukarıda birileri “bu sezon Başakşehir şampiyon olsun, şartları ona göre hazırlayın” filan
Onur Salman demiş ki, “…70’ler 80’ler 90’lar deyince dudaklarımız titriyor, Bizimkiler‘in müziğini duymak bile göz pınarlarında hareketliliğe neden oluyor, Huysuz Virjin’in vefatı kalbimize dokunuyor, Kocaelispor’un TFF 2. Lig’e yükselmesi, Leeds United’ın 16 yıl sonra İngiltere Premier Ligi’ne çıkması dudak kaslarımızda olumlu etki yaratıyor. Velhasılıkelam mazi sürekli kalbimizde bir yara. “Tarihin en iyi futbolcularından ikisini aynı anda