Etiket: Erdoğan

Türkiye’nin Gücü

İddia edip duruyorum ki, bugün Türkiye’de böyle bir rejime maruz kalmamıza —bu kadar zıvanadan çıktığı halde rejimin arkasındaki desteğin sürmesine— yol açan, memleketin okumuş çocuklarının tutumları oldu. Ahaliyi hiç beğenmeyen, ahali için neyin doğru olduğunu söyleyip durduğu halde bir türlü yapılmamasına içerleyen, “bu memleket adam olmaz azizim” deyip duran, “hâlbuki ben geçende yurt dışına çıktığımda

Erdoğan Gezi’yi Neden Sevmiyor?

Gezi, benim açımdan, hiç beklemediğim bir şeydi. Hayatım boyunca şahit olduğum onca şey içinde, muhtemelen, gerçekleşmesine en çok şaşırdığım birkaç şeyden biri… Ama başlangıcının üzerinden 24 saat geçmeden ne olmakta olduğunu hissettim. Saygı duydum. Minnet duydum. Bugün Gezi hakkında dile getirilen olumlu görüşlerin hemen hepsini, daha o ilk günde dile getirdim. Kendimi sevmeyi severim de,

Hepsi

Geçende bir Rus ve bir Türkmenistan vatandaşıyla sohbet ediyorduk. Dünyanın nereye gidiyor olduğu hakkında… Esasında o kadar da tehlikeli sayılmayacak mevzulardı ama ikisi de kalktı, telefonlarını uzak bir yere bıraktı. Mevzu bu kadar aslında. Daha fazla lafa lüzum yok. Bazı devletler, kendi vatandaşlarından fena halde korkuyorlar. Korktukları için korkutuyorlar. Çünkü o devletler, vatandaşlarının devleti değil.

Can Pazarı

Yıllar önce demiştim, Erdoğan kullanışlı biri. Putin için kullanışlı, Obama için öyleydi, Trump için daha da öyle. Merkel için kullanışlıydı. Gülen için öyleydi —belki de hâlâ öyledir. Bahçeli için, Perinçek için, eteğine yapışıp ikbale ulaşanlar için… İçinde kul hakkı yeme, yalan söyleme yasağı filan olmayan ama kendilerine bol miktarda maddi ve/veya manevi menfaat sağlayan İslamlarının

Bir Zafer Daha

Evren, Kıbrıs’taki harekâttan yıllar sonra, “orada neler olmuştu” diye soran —yanlış hatırlamıyorsam— Birand’a, “’nereye kadar gideceğiz’ diye sordular, ‘gidebildiğimiz kadar gidelim, sonra bir kısmını masada veririz’ demiştim” mealinde cevap vermişti. Evren’in “gidebildiğimiz kadar gidelim” dediği esnada bizim, yani ahalinin, nereye kadar gidileceği konusunda bir soru işareti olduğundan haberi yoktu. Dolayısıyla kararların, çok sonradan Evren’in anlattığı

Laboratuvarda…

Fikirlerinize güveniyor olsanız, onların aksini iddia edenleri susturmaya kalkar mısınız? Onlarla aynı platformda karşı kaşıya gelip çatır çatır tartışmaktan kaçar mısınız? Erdoğan, hatırladığım kadarıyla, kariyerinin en başında Baykal ile karşılıklı yaptığı bir program dışında, herhangi bir muarızıyla tartışmaya cesaret edemedi. Erdoğan’a yenilip durmayı itiyat haline getirmiş olanlara bunu hatırlattığımda, “adamdaki taktik dehaya bakar mısın, kendisini

Kasa Kazanır

Suriye’de patır patır insanlar ölürken, her şey, her geçen dakika, içinden daha da çıkılmaz hale gelirken çok da uygun görünmeyebilir ama… Anlatmaya çalışacağım şeyler bence tam da bu yüzden uygun. Çok uygun. Şehrin eski çarşısında bir mandıranız varmış sayın. Dedeniz ailesini oradan geçindirmiş, babanız oradan geçindirmiş. Ama bu arada çarşıda ciddi değişimler olmuş. Şuradaki aktarın

Kısaca

Türkiye’de mutlak güç sahibi gibi görünen Erdoğan, Suriye’de maceralara tevessül ediyor. ABD’de Amerika’nın kasabalılarının sağlam desteğine sahip olduğu iddia edilen Trump, Süleymani’yi öldürtüyor. İran’da mutlak kontrol sahibi olduğu iddia edilen rejim, Irak’taki ABD üslerini vurarak seksen küsur Amerikalıyı öldürdüğünü öne sürüyor. Ne oluyor? Başkaları mezkûr aktörlerin ne kadar güçlü olduğunu düşünüyor olursa olsun, kendileri kendilerini

Akışkanlık Gerekiyor

Tajfel’in 70 ve 80’lerde yaptığı deneylerden benim anladığım kadarıyla şöyle oluyor: Aralarında sizin de olduğunuz, bir araya gelmiş insanlara Hoca Ali Rıza ve Şeker Ahmet Paşa tablolarından örnekler —“şu Ali Rıza’nın, bu Ahmet’in” denerek— gösteriliyor. Slaytları izleyenlerin resim sanatı hakkında bir fikir sahibi olması lazım değil —hatta Hoca Ali Rıza ve Şeker Ahmet Paşa tablolarını

2010’lar…

Bloomberg’in Opinion sütunundaki yazısında, Pankaj Mishra, dünyanın dört bir yanındaki kalkışmaları kıyaslamak için uygun olanın 60’ların gençlik hareketleri olduğunu ileri sürüyor ve bu defakinin ölçeğinin daha büyük olduğunu öne sürüyor. Önce şu sorunun cevabını vermeye çalışalım, (a) Beyrut’tan Hong Kong’a, Santiago’dan Bağdat’a, Paris’e, Delhi’ye sokaklarda yaşananlar, (b) Erdoğan’dan Trump’a, Orban’a otoriter liderler ve (c) Suriye’de,