Etiket: Erdoğan

Kanal

Birkaç yıl önce Göcek’te, sabahın köründe, havuz gibi denize attığı oltaya vuran balon balığına şaşkın gözlerle baktığımızı gören yeğenim, heyecanla balığın bütün özelliklerini anlattı. Uzmanlık alanı bu. Bir bilim insanının kendi nesnesi hakkındaki popüler ilgiden —teknedeki hepimiz güvertede, etrafında toplaşmıştık, daha ne olsun— mest olmuş bir hali vardı. Sonra sesine bir acı renk geldi. Öğrendik

Davutoğlu’nun Büyük Hizmeti

Başlamadan… Geçende biri Davutoğlu hakkındaki düşüncemi sorduğunda, sorduğu o değildi ama şunu deme ihtiyacı hissettim: Eğer bir yanda Erdoğan öte yanda herhangi biri olsa, ikisinden birini seçmeye mecbursam o herhangi birini seçerim. Ama istisnası var. Eğer o herhangi biri Davutoğlu ise Erdoğan’ı seçerim. Sonra, biraz düşününce, mesela Erdoğan ile Gül arasında tercih yapmak zorunda kalsam

Erkekler Yurdu

Geçenlerde dedim ki “İnsanın doğal çevresi —birkaç defa değinmiş olmalıyım— diğer insanlardır. Bir defa insan doğal bir şey. İkincisi, insanın yaşadıklarını, insan-dışı tabiattan çok daha fazla etkiliyor diğer insanlar. Kasabalarda bile öyle, bırakın devasa şehirleri.” Bunu derken tereddütlerim vardı. Özellikle de “kasabalarda bile öyle” derken En azından iki sebeple… Birincisi, bir bakıma kasabalarda insanın insanlardan

Deterjan ve Leke İlacı

Azı iş gören şeyin çoğuna ihtiyaç duyulmaz. Eğer kullandığınız deterjanın azı çamaşırlarınızı temizliyorsa, daha çoğunu kullanmaya kalkmazsınız. Bazı çamaşırlar için daha çoğu gerekebilir. Sonra daha çoğu… Bazı lekeler deterjan miktarını artırmakla çıkmaz —gereken temizlik sağlanmaz. Ya başka bir kimyasal formülü olan bir leke çıkarıcı bulmanız gerekir veya lekeli olanı atıp, yerine yenisini almanız. Türkiye’de siyaset

Popülizm, Kutuplaşma ve Diğer Şeyler

Dünyada tuhaf şeyler oluyor. Olup bitene bakıp “hmm, bu hastalığı biliyoruz, adına popülizm deniyor, derhal bürokrasi kürü lazım” diyenler, laboratuvar tahlillerine baktıklarında da hiç sektirmiyorlar: “Hmm, öyle görünüyor ki fena halde kutuplaşma başlamış, behemehâl yatıracak, kutupları alacağız.” Yetersiz beslenmenin, temiz içme suyundan mahrum olmanın, erken yaşta evlenip genç yaşta dört doğum yapmış olmanın norm olduğu

Muhasebe

Başlamadan belirtmem gerekiyor ki, silahların susması, eğer susamıyorlarsa hiç değilse silah seslerinin seyrelmesi, benim açımdan sevindirici. Kimin kazanıp kimin kaybettiği sonraki mevzu. Silahların susması, elbette, insanların ölmeleri ihtimalini azalttığı için önemli. Ancak bu defa da ölüme –veya tersinden hayata– lüzumundan çok mana yüklemiş olmak istemem. İnsanlar yaşar ve ölür. Mesele şu ki silahların susması, insanların

CHP Yok, Başka Arzunuz?

Mümkünse önce şuraya bir bakın, sonra orada bırakıldığı yerden devam edelim. Evet, ortada üç lider var, üçünün profili birbirinden çok farklı. Trump’ın twitter hesabı, bildiğiniz gibi, ta başından beri ishaldi. Erişilmez dehasından âlemi faydalandırmak için kendini paralıyor adamcağız. Bizimkinin twitter’la filan pek işi yok gibi görünüyor –daha gelenekçi. Karşısında kameralar, hemen dibinde el pençe birileri

Konfor

Toplumların—şu veya bu eksiklikleri sebebiyle— popülizm yapan liderlere gönül indiriyor oldukları, dolayısıyla da karar mekanizmalarından toplumların uzaklaştırılması için uygun, yakışıklı bir yol bulunması gerektiği gibi tezler… Bana şöyle görünüyorlar: Oğlunuz matematikten çakıyor, final imtihanına onun yerine girecek birini bulup oğlanın okuldan atılmasına mani olmaya çalışmak gibi… Diyelim uygun birini buldunuz, oğlan geçer not aldı. Problem

Politik Olan

Baydığının farkındayım ama meselenin mühim olduğunu düşünüyorum. Mühim. En azından iki sebeple. Birincisi, dünya hakkında, olup biten şeyler hakkında bir hüküm verme, verilerden bilgi üretme pratiğiyle ilgili bir halden söz ediyorum. Bir akıl yürütme tarzından, bir kavrayıştan, bir kavram haritasından, bir… Artık adına ne derseniz. Bir tür bilgi fabrikası yani… Şuradan verileri —sözleri, görselleri vs—

Popülizm Neymiş?

John Patrick Learly, yazısının Gazete Duvar’daki çevirisine göre diyor ki, “Popülizm ‘yaptığınız’ bir şeydir, ‘olduğunuz’ bir şey değildir ve aslında merkezde bulunan ve aklı başında siyasiler bunu yaparlar. Asıl soru, bir adayın veya düşünürün popülist olup olmadığı değil, yapılan popülizminin sonuçlarının ne olduğudur. Kimin ‘halk’ anlayışını güçlendirmek istiyorsunuz? Ve kimin ‘seçkinler’ diye nitelendirdiği grubu baskı