Kategori: Yazılar

Hitler Mevzuu

Bilenler bilir, Erdoğan’ın işlerine –neticelerine bakıp– “uy anam ne akıllar” diyenlerden değilim. Birçok durumda, hasıl olan neticelerin hiç de öngörülmediğini düşünüyorum. Ama bu Hitler mevzuu farklı. Bu konuda ben de, birçok kişi gibi, hesaplı kitaplı bir iş yapıldığı kanaatindeyim. İçeriye “Başkanlık deyip duruyorum da anlamıyorsunuz ya, işte Hitler gibi bir şey yani” dendi, dışarıda oluşabilecek

Çiller Başkan Olsun

Dünden devam edeyim… Çiller seçim meydanlarında “bugüne kadar en çok teröristi ben öldürdüm” diye bağırırken gülünebilirdi. “Eh, öldürdüğün her bir vatandaşının anası, babası, kardeşleri şimdi devlete düşman. Ne yapmış oldun?” filan denebilirdi. Dedik zaten. Şimdi, aradan bunca yıl geçip aynı noktaya gelince… 2015 bilançosu diye önümüze 1300 teröristin öldürüldüğü konunca… Hâlâ gülünebilecek şey bulunabilir mi?

Beyaz, Siyah, Renkli

Nabi Avcı ODTÜ öğrencilerine Marks okumalarını tavsiye etmiş. Özellikle de 18 Brumaire’i… Hani şu ünlü tespitin yer aldığı kitap: “Hegel bir yerde şöyle bir gözlemde bulunur: Hemen hemen bütün büyük olaylar ve kişiler tarihte iki defa tekrarlanır. Hegel eklemeyi unutmuş, ilkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak.” Eh, benim mizah anlayışım Marks’ınkinden farklı. İlk defa gerçekleşen şeyde

Utanıyorum

1994 yılında, o günlerdeki tabirle bilgisayarcı olarak siyasi analiz işlerine bulaşıp, kısa süre sonra siyasi analiz yapmaya başladıktan sonra, “kaç kişi filanca partiye oy verir” sorusunu fazla anlamlı bulmayıp, “bu parti tercihini yapan zihin nasıl bir zihindir” diye sormaya başladım, kendi kendime. Kısa süre sonra bu yaklaşım bende, bir tür profesyonel körlük olarak yerleşti. Öğrencilerimin

Kasaba Aklı, Hammurabi Hukuku

Soli Özel bugün Ahmet Hakan’a “Putin, kendi kamuoyuna ‘ben bunun intikamını aldım’ demeden konuyu kapatmayacak gibi” demiş. Giderek daha sıklıkla aklımdan şüphe etmeye başladım. *** Putin uçağın düşürülmesinin intikamını neden alsın? Bir fiil hayal edin ki, Türkiye’nin Rus uçağını düşürmesinin mukabili olsun. Putin de denk getirip o fiili gerçekleştirmiş olsun. Dünyanın diplomatik iklimi ne hal

Yılbaşı, Kurban, Çift Başlılık Filan

Yılbaşı yaklaşıyor ya… Her Kurban Bayramı ve her yılbaşı öncesinde yükselen hararet yine yükseliyor anladığım kadarıyla. Ahmet Hakan da Yılbaşına laf edenlere laf yetiştirmiş bugün, “size ne” mealinde… Sahiden onlara ne? İyi de, onların da Yılbaşı üzerinden fikir beyan etmelerinden Ahmet Hakan’a ne? *** Medeniyetleri birbirinden ayıran temel hususlardan biri, mekânda ve zamanda yaptıkları işaretlemeler.

Sırtlanlığın İstikbali

Bildik hikâye ya, özetle tekrarlayayım: Akdeniz kıyılarında, –muhtemelen bir Yunan sahil kasabasında– gezinen kuzeyli –muhtemelen Alman– turist, öğleden sonra rıhtımda uzanmış bir balıkçı görür. Aralarında şöyle bir diyalog geçer: –       Ne yapıyorsun? –       Yatıyorum. –       Hava güzel, neden balık avlamıyorsun? –       Bugünlük balığımı tuttum. –       İyi de daha erken, daha çok balık tutabilirsin. –       Ne

Ahali ve Denetim

Murat Belge kendisinin ve kendisi gibilerin hep yaptığını yine yapmış (http://www.taraf.com.tr/ic-ve-dis-ayirimi/). Yani ne yapmış? Türkiye ahalisi ile mesela Fransa’nın aydınlarını, yönetici elitini mukayese etmiş. Fransa’nın adını vermemiş bu defa ama “Türkiye’de böyle, başka yerlerde değil” demiş mealen ve o başka yerlerin nereleri olduğu az çok malum. Türkiye’nin ahalisinin, Belge’nin mukayese ettiği açıdan bakıldığında, Fransa veya

Başarının Reçetesi

Akşam’da yazarken, Hillary’nin bir jesti üzerinden ABD Dışişlerine övgüler düzülmesi üzerine demiştim ki mealen, “abartmayın bu Amerikalıların bürokrasisini, bizim Dışişleri Amerikalılarınki gibi laçka olsa, bir aya kalmaz batarız.” Asıl derdim, başarı ile “işleri doğru yapmak” arasında kurulan korelasyonlardı. Amerika başarılıydı ya, demek ki Dışişleri de müthiş doğru çalışıyor olmalıydı. Filan. Hâlbuki Wikileaks birkaç ay önce

Termodinamik, Siyaset, Rus Uçağı

Üniversitede ikinci sınıfta, Makine Mühendisliği Bölümünden Termodinamik dersi alıyorduk. Derslere girmek pek âdetim olmasa da, artık her nedense ilk hafta derse gitmiştim. Amfinin en arka sırasına çıkıp Gırgır dergisini açtım. Birkaç dakika sonra, bir espriye, kendimi tutamayarak seslice güldüm. Hoca (Ediz Paykoç) tahtaya bir şeyler yazmaktaydı. Durdu. Döndü. Amfiyi gözleriyle şöyle bir taradı. Başka başlar