Kategori: Yazılar

Ahenk ve Diğer Şeyler

Esenboğa yolu boyunca, Gökçek’in sayısız eserine maruz kalıyorsunuz. Gerçi Ankara baştan başa Gökçek’in eserleriyle dolu galiba ama, ben şanslıyım, ancak havaalanına gidip gelirken korunaklı bölgemin dışına çıkmak zorunda kalıyorum. Gökçek’in —çok para harcanmış, gösterişli— eserlerini tek başlarına fotoğraflasanız, çok da tuhaf görünmeyebilirler. Ama arka arkaya, yan yana maruz kaldığınızda, insanda çok yorucu bir etki bırakıyor

1915’te Ne Oldu

Daha önce başka vesilelerle misal olarak kullandım, Daniel Defoe’nin ünlü romanında Robinson Crusoe, Cuma’yla karşılaştığında, ona “senin adın Cuma olsun” demese de “senin adın ne” diye sorsaydı, roman geliştiği şekilde gelişemezdi. Yani Crusoe’yu medenileştirici bir aktör, Cuma’yı ise medenileşmesi için Crusoe’ya muhtaç bir vahşi gibi algılayamazdık. Crusoe’nun —şimdiki halde meşru görünen— tasarruflarının hiçbiri meşruiyet taşımazdı.

Halk Seçince

Seçen parlamento değil de halk olunca, Cumhurbaşkanlığı makamına oturan kişinin hak ve vazifelerinde değişiklik olması kaçınılmaz mı? Eh, kaçınılmaz demeyelim ama meşrudur diyelim. Eee? *** Türkiye’nin düzeninde, Cumhurbaşkanı sorumsuz. Bu, benim bildiğim kadarıyla, Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan şahsa hesap sorulamayacağı manasına geliyor. Adi bir suç işlese de, Anayasa suçu işlese de… Suçu tespit edilse, hatta suçunu

Mağlup İmal Etmek

Eskileri karıştırırken, şimdilerde siyasi bir mevta olmuş bir siyasetçiye yazdığım bir not geçti elime. Gençmişim, öfkeliymişim besbelli. “Siyaset, mağlup imal etmeden galip gelme sanatıdır” demişim. Bilmiyorum artık bir yerlerde okumuşum, beğenmişim, “yeri geldi” diye hissetmişim de mi sokuşturmuşum araya, yoksa kendim mi uydurmuşum… Bir yandan heybesinde öfkeden gayrı hiçbir şey olmayanlar —eksikliği kapatmak ümidiyle, manasız

Ar Damarı

Besbelli, bazı insanların utanma kabiliyetleri yok. Belki genlerle alakalı bir şeydir, ne bileyim. Muhtemelen utanma modülleri hiç olmayan, ar damarı olmayan insanlar hep vardı… Da biz onların mevcudiyetinden haberdar değildik. Yani belki de son dönemde zuhur etmediler, sadece daha görünür oldular. Umarım öyledir. Umarım biz, utanma modülü olan insanlardan bu tuhaf mahlûkları üretip duruyor değilizdir.

Karar Vermek İhtiyaç Değil

Kızım aradı ve “baba, savcıyı galiba sahiden de devlet öldürmüş” dedi. “Olabilir ama olmayabilir de” dedim. Kesmedi. Önce uzun bir girizgâh. Biz İngilizce knowledge ve information kelimelerini Türkçede bilgi kelimesiyle karşılıyoruz. Bu metinde, bundan böyle bilgi kelimesini knowledge karşılığı olarak kullanacağım. Information karşılığı olarak ise malumat kullanacağım. Bilgi malumattan zuhur (emerge) eder. Ama bir defa

Bağışıklık Sistemi

Siz bir savcıyı, suçlu olduğu halde devlet tarafından korunduğunu düşündüğünüz bir takım polislerin teşhis edilmesi talebiyle rehin alsanız, yani savcının kendisi hedefiniz olmasa, devletle pazarlıklar tıkandığı için filan savcıyı öldürür müsünüz? Savcıyı öldürseniz de, öldürmeseniz de polisler galip ihtimal sizi öldürecekler, bir takım çevrelerce kahramanlaştırılacak, başkalarınca şeytanlaştırılacaksınız, muhtemelen biliyorsunuz. Savcıyı öldürmeden öldürülürseniz kimin, aksi halde

Elektrik Kesintisi

Elektrikten anlamam ama kompleks sistemlerden anlarım. Mesela sizin bünyeniz kompleks bir sistem. Bir sebeple ortamdaki oksijen azalırsa mesela, kalbiniz daha çok kan pompalayarak eksikliğini gidermeye çalışır. Bir yandan da, eğer aksilik giderilemiyorsa, beynin oksijen ihtiyacını karşılayabilmek için diğer ihtiyaçlarda tenkisat yapılır ve saire… Kontrol sistemlerinde ise öyle olmaz. Bir çamaşır makinesinin önemli bir bileşenini çıkarırsanız,

Sığlaşma

İki ay kadar önce, eski bir öğrencisi bir sohbet sırasında anlattı. Teyit etmek için çok uğraştım ama edemedim. Yine de paylaşmaya karar verdim. Nur Vergin Fransa’dan dönüp İstanbul Üniversitesinde çalışmaya başladığında, Zonguldak’a göç konusunda bir alan araştırması yapmış. Zonguldak’a göç edenlerin hanelerine, kadın olması sayesinde rahatlıkla girip çıkmış ve derinlemesine mülakatlar yapmış. Bu arada sıklıkla

Yazık

Mine Kırıkkanat, yine son derece bilimsel (!) bir yazı yazmış. AKP iktidarı döneminde kadın cinayetleri kararlı bir biçimde artmış. Ama tek başına bu veri çok şey söylemiyormuş. Aynı zamanda, psikotropik ilaç kullanımı da benzer bir eğilim sergiliyormuş. Düz mantık, psikolojisi bozulan erkeklerin kadınları öldürdüğü neticesine varmayı gerektirirmiş. Ama böyle bir çıkarsama yanlışmış, çünkü her katilin