Galatasaray sahaya 11 yabancı futbolcuyla çıkmış, mevzuu Bahçeli’yi sormuşlar. “Bana ne” dememiş, “Galatasaray adını değiştirsin” demiş. Daha önce böyle miydi bilmiyorum ama Kılıçdaroğlu’nun “Yürüyüş”ünden itibaren, bu şey durmadan birilerine akıl veriyor. Birilerinin ne yapması gerektiğini söyleyip duruyor. Kendisi yapması gereken herhangi bir şeyin hakkından — yüzüne gözüne bulaştırmadan— gelebilmiş değil bildiğim kadarıyla ama işte başkalarına
Soner Yalçın tane tane anlatmış (http://www.sozcu.com.tr/2017/yazarlar/soner-yalcin/tane-tane-anlatayim-2051869/). Ben de tane tane anlatayım. Bir. Soner Yalçın’ın verdiği malumat doğru mu? Doğru. Ama kısmen. Mesela ABD’nin Osmanlı’nın paylaşımında aktif rol alması ne manaya geliyor? Yani Osmanlı parçalanırken ABD ne yapmalıydı? “Durun, yapmayın, Osmanlı’ya bunu yapamazsınız” filan diye feveran etmesi mi gerekiyordu? Bugün biz Suriye’nin paylaşımında aktif rol almaya
Avusturya’da dün seçimler yapıldı. Eşitsizliklerin azaltılması gibi iktisadi/sosyal bir programla sahnede yer alan Sosyal Demokratlar —ki bundan önceki seçimin galipleri idiler— bir puandan daha az kayba uğramalarına rağmen, üçüncü parti durumuna düştüler. Çünkü Muhafazakârlar 7,5 puan, aşırı sağcılar ise 7 puan civarında oy kazandılar. Hem Muhafazakârların ve hem de aşırı sağcıların kampanya boyunca neredeyse biricik
Osman ABD’den dönmüş anlatıyor: Cep telefonundaki haritaya “Türk restoranı” yazıyorsun, civardaki bütün Türk restoranlarını görüyorsun. Sonra gözüne kestirdiğini Google’a soruyorsun, geçmiş müşteriler tarafından nasıl notlanmış, buluyorsun… Hırsızın birinin, beslediği köpekler marifetiyle memleketin atmosferini solunmaz hale getirdiği günlerde, kendimi kapana sıkışmış bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gibi değil de bir insan olarak hissederek, bu tür şeyleri ancak
Efendim, Ali Nesin, çarptığı kadından özür dilemek yerine ona saldıran biri hakkında bir laf etmiş, Fatma Barbarosoğlu’ndan öğreniyorum (http://www.yenisafak.com/yazarlar/fatmabarbarosoglu/kimliklerin-mesuliyetsiz-isyani-2040544). Öğrendiğime göre Nesin şöyle demiş: “Mağdur için üzülmek kolaydır, onu biraz vicdanı olan herkes yapar. Marifet saldırgana üzülebilmekte. Kimbilir ne derdi var zavallının. Saldırgana üzülemeyenin de sosyal sorunlardan elini eteğini çekmesi gerektiğini düşünüyorum.” Barbarosoğlu, kendi ifadesine
Güneş ile dünyanın veya dünya ile ayın yaptığı şey bir tür dans, bir oyun sayılabilir. Ancak bu oyunlar bir tür periyodik çekiciye (attractor) sahip. Dolayısıyla ayın, mesela 20 Ekim 2052 tarihinde, Türkiye saati ile 22:55’te hangi konumda olacağını ve Türkiye’den nasıl görüneceğini hesaplayabileceğimiz matematiksel modeller kurmak mümkün. Modeldeki denklemlere t yerine ilgili tarih ve saat,
Rahmetli anneannem, kendisini dolandıracaklarını bile bile birileri ile iş tuttuğu için ona sitem ettiğimizde… Ya suçluluk hisseder veya cepheden taarruza geçerdi ama her iki durumda da aynı lafı ederdi: “Oynamasan oyun bozulur.” Tahmin edebileceğiniz gibi, eğer suçluluk hissediyorsa, usulca, “e ne yapayım canım, oynamasan oyun bozulur” derdi, şartları taarruza elverişli hissediyorsa “ne olmuş, oynamasan oyun
ABD Türkiye’deki konsolosluklarından vize işlemlerini askıya aldığında, “mütekabiliyet esastır, biz de aynısını yapalım” diye geçirdim içimden, tebessümle. Hariciyemiz de yakışanı yapmış. ABD’de Türkiye vizesi alamadığı için mağdur olacak, en azından vize işlemleri sırasında bir nebze başı ağrıyacak birileri var mıdır? Herhalde vardır. ABD vizesi alamadığı için Türkiye’de canı sıkılacak birileri var mı? Herhalde daha fazla.
Milli maç, İdlib ve saire… Konuşacak çok mevzu var ama izin verirseniz şu Gökçek meselesini kapatayım. Bir bilgi sistemci olarak şunu hatırlatayım: Farkların arasındaki benzerlik kadar, benzerliklerin arasındaki fark da bilgidir. Bilgi dediğiniz şey, zaten, bu iki halden birinden zuhur eder. Önceki gece Erdoğan ile Gökçek uzun bir görüşme yaptı ve ben de kendi değerlendirmemi
Erdoğan’ın Gökçek ile görüştüğünü, dün gece yolda öğrendim. Görüşme uzadı. Uzadı. Uzadıkça uzadı. Ben de kafamdan bir yazı yazdım. Yazıyı, “herhalde bu gece bir açıklama gelmez ama yarın, alışkanlık haline getirdikleri gibi, zekâmızla alay ederek, ‘ama biz Ankara’nın projelerini konuştuk’ filan gibi bir zırvalık düşer orta yere” diye bitirdim aklımda. Elimde bir malumat yok ama