Kategori: Yazılar

Hepinizi…

CHP’nin saygıdeğer Genel Başkanı kükremiş. Belki duymamışsınızdır “Bu yapılan insanlık dışıdır. En büyük tepkiyi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın vermesi lazım. Başbakanın, Cumhurbaşkanın çıkıp ‘bu yapılan insanlık dışıdır’ demesi lazım. Defnedilen bir kişinin defnedildiği yerden tepkiler üzerine alınıp başka bir yere götürülmesi olayının bir başka örneğine tarihte ne tanık olduk ne duyduk” demiş. Mevzuu biliyor olmalısınız, Aysel

Ahlak ve İslam

Kızkardeşim, Birikim’de Tanıl Bora’nın Mücahit Bilici ile yaptığı bir söyleşiye dikkatimi çekti (http://www.birikimdergisi.com/guncel-yazilar/8497/mucahit-bilici-yle-soylesi-istibdad-her-zaman-riyakarligi-milli-bir-spor-haline-getiriyor#.WbePRMhJa70). Herhalde son yazdığım yazıda devlet ile ilişkim hakkında söylediklerim yüzünden diye düşündüm. Söyleşi kışkırtıcı, okunmaya değer. Ama kendi hesabıma, son derece sıkıntılı birçok noktası var. Bugün biri üzerinden gideyim. Bilici bir yerde diyor ki… “Dindar bir ortamda büyüdüm. Eskiden din olmadan ahlâkın

Taş Dile Gelecek

Hayatım boyunca harcadığım zihinsel enerjinin çok büyük bölümünü, devletle didişmeye harcadım. Devletle, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile değil. Devletle didişmeye harcadım, “devleti nasıl ele geçiririm” diye de değil. Çok şematize etmeyi göze alacak olursam, devlet denen aygıt nasıl geriletilebilir diye kafa yordum yani. Nasıl geriletilebilir? Bir yanda, hangi kaynaklar nasıl kullanılabilir de devlet geriletilebilir diye sorulabilir.

Engerekler, Çıyanlar

Hakkâri’de Kurban Bayramı arifesinde, insansız hava araçlarından atılan bombalarla beş kişi öldürüldü. Sağdan soldan cılız itirazlar yükseldi. Büyük AKP’nin büyükbaşları, yedi düvele göğüslerini siper etmiş kahramanlar, bu cılız itirazlara bile katlanamadılar, gürlediler: “Teröristleri öldürüyoruz, size n’oluyor? Sizi teröristler sizi!” Filan. Serinkanlı olmaya çalışacağım. Serinkanlı olabilmek için de, meseleyi nötr kalabileceğimiz bir yerlere taşıyacağım. İsrail-Gazze veya

Yapay Zekâ

Musk, “yapay zekâ Kuzey Kore’den daha büyük bir tehdit” demiş. Dönüyor, dolaşıyor, hep aynı noktaya ulaşıyoruz. İster Artvin dağlarında bir çoban, ister Teknik Üniversitede bir doçent, ister Cihangir kafelerinden birinde ahkâm kesen bir reklamcı, ister torun bakan bir emekli öğretmen veya işte isterse teknolojinin sınırlarında gezinen bir müteşebbis olsun, hemen herkes, mevcut sisteme eklemlenen herhangi

Yemek ve Yastık

Hani darağacına götürüyorlarmış, “son olarak söyleyecek bir şeyin var mı” diye sormuşlar da, Temel “bu baa ders olsun” demiş ya… O hesap, “bu bize ders olsun” diyeceğim. Diyemiyorum. Çünkü… Buradan sonra diyeceklerimin hepsi gençlere. Onlara böyle bir ders lazımmış gibi görünmüyor, zaten biliyorlar, öğrenmişler gibi… Yine de, bizim —hepimizin— başına gelmiş olanın adını ileride yanlış

Mahlûkat Bayram Ediyor

Zat-ı şahaneleri Cumhurbaşkanı imiş, sıradan biri değilmiş, eğer Karadenizli iseniz, bilirmiş. Birkaç gün önce de Şaban Dişli’yi danışman olarak kanatlarının altına almıştı, ta içeriden “bu kadarı da olmasa” sızlanmalarına yol açmıştı. Anladığım kadarıyla tetikçinin biri çıkmış “Reis kani oldu, size ne oluyor” diye sızlananlara racon kesti —herhalde ruhsatlıdır. Şaban Dişli’nin canının yanmasını filan temenni ediyor

Anahtarı Aramak

Sezen Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri dekanlığına atandığında, yanlış hatırlamıyorsam Facebook bile yoktu. Dekanlığını tebrik etmeye gittiğimde, herhalde herkese sorduğu soruyu bana da sordu, “sence ne yapmalıyız” diye. “Bütün akademik enerjinizi sosyal ağlara yoğunlaştırın” dedim. Öyle bir şey yapmadı. Öncekiler de yapmamıştı, Sezen’den sonrakiler de yapmadı. Uzun bir dönem boyunca Türkiye’nin kendi alanında en iyisi olan

Sosyal Bir Medya

Vatan Şaşmaz öldürülmüş. Adını –muhtemelen inanmayacaksınız ama– öldürüldüğü için duydum. Bodrum plajlarından birinde karşılaşsak, herhalde kendisiyle selfie çektirmeye çalışanlar olacaktı ve ben mana veremeyecektim, o derece. Mevcudiyetinden o kadar habersiz olduğum adam öldürüldü ve sosyal medyada kıyamet koptu –büyük ödül herhalde “çürümüş medyanın ünlü sunucu hali: biri yeğeniyle ensest ilişki kurbanı, diğeri otel odasında sevgilisiyle

Malazgirt

Sayın Cumhurbaşkanının himayeleriyle ilk defa kutlanıyor herhalde. Siz de bu vesileyle öğrenmiş olmalısınız ki, Malazgirt diye bir vaka var tarihimizde. Bilmiyordunuz ama öğrendiniz, 1071 yılının 26 Ağustos günü, Muş’un Malazgirt ovasında, Alparslan’ın ordusu Bizans ordusu ile karşı karşıya geldi ve… Anadolu’nun Türkleştirilmesi ve İslamlaştırılması başladı. O kutlu süreç… Biliyor muydunuz yoksa? Hayret! Nereden biliyordunuz? Nasıl