Bekir Bozdağ, kanaatime göre, hak ettiğini asla alamamış bir büyük AKP büyüğüdür. “Daha ne alacaktı, kaç yıldır Bakan” demeyin, bence çok daha fazlasını hak ediyor. AKP’nin memlekete en büyük hediyelerinden biri. Bir de hızlı tren var, malumunuz. Sosyal medya canavarları, derin kavrayışları ve vatanseverlikleriyle, birden taarruza geçtiler. Bayram öncesi zammı hak ettiler de… Hiçbir maddi
Biz ailecek Beşiktaşlıyız —ama daha önce söylemiş olmalıyım, ben tedavi görüyorum J. Kardeşlerim ile ayrı şehirlerde yaşıyoruz. Ama kardeşlerimden biriyle, her Beşiktaş maçında defalarca birbirimizi arar, dakikalarca kavga ederiz. Evet, ikimiz de Beşiktaşlıyız ama kavga ederiz. Çünkü… Ona göre, mesela Antalyaspor Galatasaray’a karşı böyle —duruma göre, defansif veya sert veya hırslı— oynamamıştır, hakem bir önceki
Katar krizi hakkında kafa yormaya lüzum kalmadı, Yusuf Kaplan esrarı aydınlattı (http://www.yenisafak.com/yazarlar/yusufkaplan/ingilizlerin-2-asirlik-stratejisi-islmsiz-dunya-turkiyesiz-islm-2038409). Bütün mesele İngilizlerin iki asırlık stratejisinin şimdiki safhasıymış. Dağılalım. “Böyle oldu, demek ki böyle olması tasarlandı” gibi bir kafa yapısı, dünyayı teleonomi terimleriyle kavrama hali, bizi kaçınılmaz olarak bu noktaya getirir. İyi de, Osmanlı’nın da —daha önce Abbasilerin, daha da önce Emevilerin de—
May iki ay önce erken seçim kararı aldığında Muhafazakâr Parti, İşçi Partisinin yirmi puan önünde görünüyordu. Önceki günkü seçim iki puan farkla, 42-40 bitti. Gerçi dar bölge seçim sisteminin azizliği neticesinde sandalye sayısı arasındaki makas o kadar dar değil ama rahat bir çoğunluk hayal eden May, elindeki rahatsız çoğunluğu bile kaybetti —ve azınlık hükümeti kuracağını
Rıdvan, Arda meselesini öyle bir yere getirdi ki, arsızlığın ve utanmazlığın ulaşabileceği noktalar hakkında ne kadar hazırlıksız ve naif kaldığımızı bir defa daha gördük. Ama şimdi daha mühim bir meselem var, izninizle ona döneceğim. Yıllar önceydi, reklamcılar şimdiki gibi ucuz ve kolay klişelerle iş yapmaya başlamamışlardı daha. Hayat, insan, insanın ümitleri, korkuları, hayalleri ve bu
Dün demiş oldum ki… Sizin/benim neler olup bitiyor olduğu hakkında habere ihtiyacımız var. Teorik olarak bu ihtiyacı karşılama mukabili hayatını kazanan ve hayatına anlam katan birileri vardı —kendilerine gazeteci deniyordu. Elbette yansız, tarafsız filan değillerdi —hiçbiri değildi. Hiçbiri işini kusursuz iyilikte yapacak vasıflara sahip de değildi. Ama —en azından teorik olarak— haber bulmaya ve onu
Görünürde meselenin iki tarafı var: (a) Bilal Meşe, (b) Arda Turan. *** Bilal Meşe kimdir, kimin nesidir, ne yazar bilmem. Ama içinde yer aldığı sektör hakkında çok net kanaatlerim var. Aslında Zafer Mutlu “ne gazeteciliği kardeşim, biz burada dükkân açtık patronumuza para kazandırmaya çalışıyoruz” dediğinde biçimlenmesi gereken kanaatlerdi ama… Buraya bir parantez açayım. Biz hastalanıyoruz,
Türkiye futbol liglerinde yer alan kulüpler arasında en çok nefret ettiğim, herhalde, Göztepe’dir. Bence çok haklı olan çok sebebi var. Buna mukabil, Eskişehirspor doğduğum, uzun süre yaşadığım şehrin takımı. Ama daha önemlisi, futbolun müesses nizamına karşı Don Kişotça bir itirazın ilk sahibi. Dün gece Göztepe ile Eskişehirspor Süperlige çıkabilmek için karşılaştılar. İlk yarısını statta, Göztepelilerin
Adalet Bakanlığı koltuğunu işgal eden zat, “darbeciler milletin aklıyla alay eder gibi inkâr ediyor” buyurmuş. Bir başka bakan koltuğunu işgal eden zatın, hani şu “Tarkan’ın zeytinlikleri mi var, ona ne oluyor” mealinde zırvalayan mahlûkun aklıyla sorayım: “Sana ne, senin aklın mı var? Alay ediliyorsa milletin aklıyla alay ediliyor, sana ne?” İlaveten sorayım: “Sanki memlekette adalet
İtalya’da seçim olsa ve Cumhurbaşkanlığı adayı çıkıp, “biz bu dünyaya medeniyet getiren bir milletiz, dünyanın merkezi Roma idi” dese. “Dünyanın merkezi Roma iken dünya barış ve bolluk içindeydi, insanlığın en büyük atılımları o dönemde gerçekleşti” dese. “Ama bu pis Yahudiler, Roma merkezli Hıristiyan medeniyete diş biliyorlardı, Frankları, Cermenleri, Keltleri örgütlediler, hepsini birden Roma’nın üzerine çullandırdılar”