Kategori: Akşam Gazetesi Yazıları

Postmodern Darbe

28 Şubat ertesinde bir gün, Süleyman Demirel Köşk’te, “buradan bakınca Türkiye, sizin anlattığınız gibi görünmüyor” demişti. Daha önce Özal’ın oradan bakarken Demirel’in gördüklerini görmediğini biliyordum. Keramet Köşk’te değildi yani, Demirel’in gözlerindeydi. 28 Şubat Türkiye’nin sosyolojisinde, muhtemelen, 27 Mayıs ve hatta 12 Eylülden daha derin izler bıraktı. Misal, 28 Şubat öncesinde AB’ye kesinlikle karşı olan —1995’te

Erbakan

Burada ziyadesiyle yormuştu kendini, Erbakan’ı Allah yattığı yerde dinlendirsin. Sevenlerinin başı sağ olsun. Türkiye siyasetinin mevcut halini 12 Eylül zihniyetiyle yazılan mevzuata borçluyuz. Seçim barajını aşıp parlamentoya giren üç partinin üçünün de birer siyaset süpermarketi olmasında mezkûr mevzuat elbette müessir. Ancak bu tarz-ı siyaseti Türkiye siyaset sahnesine ilk çıkaran kişi rahmetli Erbakan’dı. Prototipi imal eden,

Siyaset Süpermarketleri

Ford otomobil üretmeye başladığında, Avrupa ve Amerika’nın orasında burasında binlerce otomobil imalatçısı vardı. Yaptıkları her otomobilde yeni bir şeyler öğreniyor, öğrendiklerini bir sonraki otomobilde uyguluyor, onu yaparken yeni şeyler öğreniyorlardı. Derken Ford imalat bandını icat etti. Otomobil imalat süreci daha az insanî bir hal aldı. Ama çok daha az emekle daha çok otomobil üretilebilir oldu.

Kek Dükkânı ve Süpermarket

Ali Saydam Alain de Botton’un yirmi dakikalık konuşmasından birçok vurucu tespit çıkarmış. Sahip olmak istenen mesleklerin başında çiftçilik değil bahçıvanlık geliyormuş söz temsili. İnsanların süpermarket değil kek dükkânı açmak istediğini söylemiş genç star, bir araştırmaya gönderme yaparak. Sözünü ettiği araştırmadan haberim yok. Ama neticeler şaşırtıcı değil. Konuşmanın tamamını dinlemedim. Bu kadarından siz ne çıkarırsınız bilemem.

Erdoğan’ın Tandoğan’dan Ne Farkı Var?

Birkaç ay önce, genç bir adam ta Antalya’dan, eğitimde —dolayısıyla da toplumun istikbalinde— birçok şeyi değiştirebileceğini düşündüğü fikirleriyle geldi. Kendisinin de utana sıkıla ifade etmekten çekinmediği gibi, kafası bir hayli karışıktı. (Kafası karışık olmak, bana göre utanılacak şey değil. Aksine, bir meziyet. Kendisine de söyledim.) Uzun uzun ve heyecanla anlattığı projesi karşısında kendisininkine benzer bir

Demokrasi Nerede?

Beşiktaş’ın saygıdeğer başkanı fena halde gürlemiş. “Futbolda demokrasi yoktur” diyen Federasyon Başkanına haddini bildirmiş. “Demokrasi yoksa kuralları nasıl uygularsanız? Yok diyorsanız siz bir faşistsiniz ve diktatörsünüz. Ayrıca demokratik bir ülkede demokrasi yok diyemezsiniz” demiş. Sorayım ben de, demokratik bir ülkede faaliyet gösteren Demirören grubunda neden demokrasi yok? Neden mesela grubu kimin yöneteceği kararına işçiler, malın

Mısır’ın Yolu

Bugün insanlığın sahip olduğu muazzam zenginliği, büyük ölçüde, kontrol kabiliyetimizin olağanüstü artmış olmasına borçluyuz. Galiba biraz da bu yüzden, kontrol edilemeyen süreçlerin olumlu herhangi bir neticeye yol açamayacağı gibi bir yaygın kanaat var. Bunun uzantısı olarak da, her şeyin kontrol edilebilir olduğu, her şeyin kontrol edilmesi gerektiği düşünülüyor. Bir torna tezgâhında bir levhaya açılan deliğin

İzan Tutulması

Türkiye’nin sosyolojisinin kadim ve en derin çatlağının bir yanında, her şeyin doğrusunu bilenler var. Ne giyilir, hangi kelimeler kullanılır, hangi müzik dinlenir, onlar bilirler. Yüz elli yıldır doğruları ahaliye öğretip, onları şöyle el içine çıkar hale getirmek için ellerinden geleni de esirgemediler. Gayet tabii olarak, karşılarında da “karışmayın işimize” diyenlerden müteşekkil geniş bir koalisyon zuhur

Büyükerşen

Otuz yıl önce Eskişehir İktisadi Ticari İlimler Akademisine asistan olduğumda, aklımdaki tek şey, en kısa süre içine kapağı İzmir veya Ankara’ya atmaktı. Ev bile tutmamış, dayımların yanına ilişmiştim. Kısa süre sonra YÖK çıktı. Üniversiteler boşaldı. Mezunu olduğum ODTÜ’den ve Boğaziçi’nden davet aldım. Ama fikrim değişmişti. EİTİA çekirdeğinin etrafında biçimlenen Anadolu Üniversitesinde çalışmanın çok daha cazip

Mısır

Mübarek Mısır televizyonundan Mısır halkına —muhtemelen son defa— hitap ettikten çok kısa bir süre sonra, Obama Amerika’da kameraların karşısına çıktı. İkisinin söyledikleri birbirini tamamlıyordu. İkisi de Mısır halkının şikâyet etmekte haklı olduğunu söylediler. Mısır’ın reforma ihtiyacı olduğu hususunda mutabıktılar. Daha demokratik bir düzenin vakti gelmişti. Ancak… Ancak Mısırlılar bu hedeflere sokaklarda gürültü yaparak, kanunları ve