Salı günkü yazımla ilgili olarak beni arayanların bir bölümü sitem ettiler. Hz. Muhammed’in etrafını küçümseyici bir edayla süzdüğü muhayyel bir tablodan söz etmem şart mıydı diye sordular. Sanki öyle bir tasvir yapmasam, yazıyı yanlış anlayanlar yanlış anlamaktan vazgeçeceklermiş gibi… Evet, şarttı. Modernliğin türlü çeşitli hizipleri var. Ama hepsinin bir ortak paydası var. Bu ortak paydanın
Bu yazıyı yazarken kullandığım Microsoft Word yazılımı, herhangi bir kelimeyi yanlış yazarsam veya sözlüğünde yer almayan bir kelime yazarsam beni uyarıyor. Muhammedi kelimesini de tanımayabileceğini düşünmüşüm. Ancak herhangi bir itirazda bulunmadı. Demek ki Muhammedi kelimesi, Word’ün çok da zengin olmayan Türkçe sözlüğünde yer alıyor. Ama eminim ki, hangi dine mensup olduğunuz sorulduğunda, çoğunuz, bugüne kadar
1990’lı yılların birinde Isparta Belediye Başkanı, yaklaşan mahalli seçimlerde DYP’den aday gösterilmeyeceğini anlayınca, partisinden istifa edip RP’ye geçmişti. Yeşil derili bir uzaylıya ne kadar aşinaysa RP’ye ve RP’ye rey veren ahaliye de ancak o kadar aşina olan bir hanım televizyoncu, şaşkınlık içinde, sadece “Neden RP?” diye sorabildi. Öyle ya, DYP’den ayrılmışsınız anlarız, ama ANAP, DSP,
Geçen akşam yemekte, Venezuela’nın İstanbul Başkonsolosu, ülkesindeki siyasi durumu gururla ve heyecanla özetlerken, DSP’den Belediye Meclisi Üyesi seçilmiş arkadaşlar merakla sordular: Chavez bu işin sonunu getirebileceğine inanıyor muydu? Bu uluslar arası konjonktürde devrimin yaşama şansı var mıydı? Başkonsolos, özetle, Chavez’in gücünü halktan aldığını, halka güvendiğini, dolayısıyla başına bir şey gelme ihtimalini aklına bile getirmediğini söyledi.
Goethe’nin Faust’u, büyük projesini inşa etmeye kalkıştığında “bana bir akıl ve bin el yeter” demişti. Faust, bilenler bilir, Allah’ı inkâr etmemişti, O’na isyan etmişti. Allah’ın insanlardan esirgediğini düşündüğü düzeni O’na rağmen tesis etmeye teşebbüs ettiği için, birçok kişiye göre, modern insanın arketipidir. Elinde ne olağanüstü teknolojiler ve ne de büyülü güçler vardı. Sadece, gönüllü olarak
Gençken parçaları anladığımda, bütünü zaten anlamış olacağımı düşünürdüm. Canın karaciğerde, böbreklerde, kalpte, beyinde olmadığını anlamam vakit aldı. Bütün bu organları anlamanın canı anlamaya kâfi gelmeyeceğini çok zor fark ettim. Toplumların da bir nevi canı olduğu, toplumu oluşturan fertlerin veya sosyal kesimlerin anlaşılmasıyla anlaşılamayacağı neticesine ise, nispeten kolay vardım. Gençken, bir bütünü meydana getiren unsurların her
Cem Karaca’nın “Hayatta hiçbir şeyim az olmadı senin kadar” deyişini her duyduğumda aklıma gelenlerden biri rahmetli dayımdır. Beni pek erken terk etti. Tadına doyulmaz o kısacık süre içinde bana bir ben daha kattı. Hatırladıkça burnumun direğini sızlatan hatıralar miras bıraktı. “Sana güneşi gösteriyorlar, sen parmağa bakıyorsun” demişti bir gün, bir yazar hakkında ileri geri konuşmama
Güneydoğu’da yaşananlar, Türkiye’nin batısında AKP veya CHP’den çok MHP’yi besliyor. Bu tespiti yapmak, MHP’nin politikalarını onaylamak manasına gelmiyor. Kendi hesabıma MHP’nin politikalarını hiç cana yakın bulmuyorum, ama MHP’nin politikaları sayesinde zemin kazandığını da görüyorum. Bir an için hayal edin, MHP —Batı standartlarındaki bir milliyetçi partiden beklenebileceği gibi— “çizelim sınırı, bölelim memleketi ikiye” diyebilirdi. Deseydi MHP
Seçim olacak, partiler karne alacaklar. Memleketin en baba dersi, devlet-toplum ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi. Hakkını teslim edelim, AKP bu derste ikide bir parmak kaldırıp, durmadan konuştu. Muhteva? Sıfır. Hasılat? Sıfır. Her seferinde, “örtmenim daha iyisini yapacaktım ama saçımı çektiler, başıma vurdular” filan diye sınıf arkadaşlarını, okul idaresini şikâyet ediyor. Pek dayak yemiş gibi görünmüyor ama, arkadaşlarının
Havada yine anket kokusu var. Yandaş medyayı pek takip etmediğim için bilemiyorum, onların yayınladığı anketler herhalde AKP için müjdelerle doludur. Benim gördüklerimin çoğunda, ilk seçimde CHP kim bilir kaçıncı zaferine ulaşacak, AKP ise —geçen sefer olmadıysa bu defa kesin— fena halde hezimete uğrayacak. Üşenmesem, mesela 2005 veya 2006 yıllarında yayınlanan anketleri bulsam… Lüzum yok, anladınız